Journals / Uluslararası Doğu Anadolu Fen Mühendislik ve Tasarım Dergisi / 2020 / Cilt: 2 - Sayı: 2

Spatial Belonging and Cultural Tourism Relationship

Mekansal Aidiyet ve Kültür Turizmi İlişkisi

Pages
434–445
DOI
—

Abstract

Belonging is defined as the mutual interactions between individuals and various activities, physical factors and places where they gain experience. Spatial belonging can be explained briefly as an emotional bond that develops against a specific environment. In the studies carried out in the historical environment, the subject of spatial belonging has been examined under the headings that affect the sustainability of the conservation process. In the conservation approach, besides the built environment, there is an approach to ensure the continuity of the region with its traditional life and social-cultural values. It is thought that cultural tourism, which is an alternative tourism type, will be beneficial in realizing this approach. Spatial belonging has been evaluated from different aspects in tourism activities. It has been demonstrated that tourists who leave satisfied with the region they visit develop a sense of attachment to the place and are more likely to revisit. Yörük village, which is a historical settlement, has been chosen as a study area due to the problem of emigration and the continuity of its deep-rooted values. Cultural tourism has replaced traditional livelihoods in the region and has the potential to positively affect the conservation process. The aim of the study is to explore the potential benefit of spatial belonging as a way of helping tourism to use it more effectively in the region and to make suggestions for the use of the issue in conservation activities. Based on this, the study focused on the investigation of the emotional and functional ties that visitors feel towards the region. It is thought that the study will raise awareness about the limitations of the current conservation approach and form a basis for tourism-related studies to be carried out in the village.

Özet

Aidiyet, bireylerin çeşitli aktiviteler, fiziksel etmenler ve deneyim kazandıkları mekanlar ile aralarında kurdukları karşılıklı etkileşimler şeklinde tanımlanmaktadır. Mekânsal aidiyet ise kısaca belirli bir çevreye karşı gelişen duygusal bağ olarak açıklanabilir. Tarihi çevrede gerçekleştirilen çalışmalarda mekânsal aidiyet konusu, koruma sürecinin sürdürülebilirliğini etkileyen başlıklar altında incelenmiştir. Koruma anlayışında yapılı çevrenin yanında bölgenin, geleneksel yaşamı ve sosyal-kültürel değerleriyle birlikte devamlılığının sağlanması yaklaşımı bulunmaktadır. Bu yaklaşımın gerçekleştirilmesinde alternatif bir turizm türü olan kültür turizminin fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Mekânsal aidiyet turizm faaliyetlerinde farklı açılardan değerlendirilmiştir. Ziyaret ettikleri bölgeden memnun ayrılan turistlerin yere bağlılık duygusu geliştirdikleri ve yeniden ziyaret etme olasılıklarının arttığı ortaya konulmuştur. Tarihi bir yerleşim olan Yörük köyü, dışa göç problemi yaşaması ve sahip olduğu köklü değerlerin devamlılığının tehlike altına girmiş olması nedeniyle çalışma alanı olarak seçilmiştir. Kültür turizmi, bölgedeki geleneksel geçim yollarının yerini almış ve koruma sürecine olumlu etki edecek bir potansiyeli barındırmaktadır. Çalışmanın amacı, turizmin bölgede daha etkin biçimde kullanmasına yardımcı olmanın bir yolu olarak, mekânsal aidiyetin potansiyel faydasını araştırmak ve konunun, koruma faaliyetlerinde de kullanımı için önerilerde bulunmaktır. Buradan hareketle çalışmada, ziyaretçilerin bölgeye karşı hissettiği duygusal ve işlevsel bağların araştırılması üzerinde durulmuştur. Çalışmanın, mevcut koruma anlayışının sınırlılıklarına dair farkındalık ve köyde gerçekleştirilecek turizm ile ilgili çalışmalar için bir altlık oluşturacağı düşünülmektedir.

Keywords: Aidiyet, Mekansal Aidiyet, Yörük Köyü, Tarihi Çevre, Kültür Turizmi