Journals / Milli Folklor Dergisi / 2013 / Cilt: 13 - Sayı: 100

Contradictions and criticism of convention on the protection and promotion of the diversity of cultural expressions

Kültürel ifadelerin çeşitliliğinin korunması ve geliştirilmesi sözleşmesi'nin çelişkileri ve eleştirisi

Pages
72–86
DOI
—

Abstract

In this study “Convention on the Protection and Promotion of the Diversity of Cultural Expressions” presented by UNESCO in 2005 is examined with a critical point of view focusing on some of the contradictory statements in the convention. These statements are discussed through two main concepts that are used in the convention: “sustainable development” and “cultural industry”. The first concept signifies culture as an industrial product. So culture becomes a means of sustainable development. The convention also defines “sustainable development” as one of the ultimate goals of every culture. But it depends on the idea of “progress” which is the fundamental motivation of the western way of thinking: historically the western culture is superior to other cultures. This global convention recognizes the adaptation of regional and local cultures to comply with the conditions of the global market through the second concept: “cultural industry”. In this process, which can also be defined through “glocalization”, the traditions and the cultural values are commodified. Thus global habits relying on consumption leads to cultural homogenization. In this study the convention text, which has the assertion on the potentials of cultural diversity, is discussed regarding its contradictions through dicourse analysis. The aim of this study is to problematize the meaning and the boundaries of the concept of “culture” in culture industry/cultural industry conditions reflecting on the text of this convention with a critical point of view.

Özet

Bu çalışmada UNESCO tarafından 2005 yılında sunulan “Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi”ndeki çelişkilere odaklanılarak, sözleşme eleştirel bir bakışla ele alınmaktadır. Çalışma, sözleşmedeki iki temel kavramı mesele edinmektedir: “sürdürülebilir kalkınma” ve “kültürel endüstri”. İlk kavramla kültürü sürdürülebilir kalkınmanın aracı kılma ve endüstriyel bir ürün olarak konumlandırma amacı tartışılmaktadır. Sözleşme sürdürülebilir kalkınmayı her kültürün devamlılığının koşullarından biri olarak tanımlar. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmanın Batılı düşünme geleneğinin temel güdüsü olan “ilerleme”den referans aldığı iddia edilmektedir. Hristiyan teolojisinden başlayarak, modernleşme süreciyle devam eden ilerleme amacı, tarihsel süreç içinde kültürleri belirleyici bir ölçüte dönüşmüştür. Modernleşme sürecinin bir ürünü olan bu ölçütle Batı kültürü, yarattığı kültürler hiyerarşisinin tepesine kendisini yerleştirir ve diğer kültürleri bu tepeye göre konumlandırır. Küresel nitelik taşıyan bu sözleşme ikinci kavramla (“kültürel endüstri”), kültürel öğelerin pazara çıkarken küresel koşullara adaptasyonunu onaylar. “Küreyerelleşme” ile tanımlanabilir olan bu süreçte gelenek ve kültürel değerler metalaşır. Pazarda ekonomik değere indirgenen kültür, kendisine özgü geleneğini kaybeder. Gelenek ve kültür arasındaki ilişkinin yerini, ilerleme amacına hizmet eden “kültür endüstrisi” alır. Böylece kültür, tektipleşir ve kendisine yabancılaşır. Bu çalışmada kültürel çeşitliliğin imkânlılığını iddia eden bu sözleşme metninin söylem analizi yapılmaktadır. Amaçlanan ise çalışmanın malzemesini oluşturan sözleşme metnine eleştirel bakış üzerinden kültür kavramının kültür endüstrisi/kültürel endüstri koşullarındaki anlamını ve sınırlarını sorunsallaştırmaktır.