Journals / Milli Folklor Dergisi / 2014 / Cilt: 13 - Sayı: 102

The other watching own-self: self-orientalist approaches on folk culture representations

Kendini seyreden öteki: halk kültürü temsillerinde öz oryantalist yaklaşımlar

Pages
5–16
DOI
—

Abstract

ABSTRACT The bond between East and West is often based on contrasts. Thus, both cultures have existed on the fault lines between the concepts of Orientalism and Occidentalism. The main topic of this article is not how cultures alienate each other but alienate themselves by self-orientalism. Self-orientalism, explains this phenomenon within the concept of how East continuously sees itself through the eyes of West in the East-West relationship. Self-orientalism can be discussed within many areas like pro- motion, presentation and the marketing of cultural elements in cultural tourism, cultural economy, folklore, museology, cultural animation design and advertising. But this article chose its examples from the cultural tourism and media and discuses self-orientalist paradigm through them. Furthermore the article focuses on the origin and the historical development of orientalism and than the essence of Orientalism in Turkey. Then the history of modern, westernized Turkey and its relation between orien- talism is analysed with its reflections on the folk culture. By taking the concept of self of orientalism at the hearth, the representations of orientalist icons of today are discussed. For example Turkish coffee culture and tradition, which has been, listed under 2013 the UNESCO’s Intangible Cultural Heritage Representative List and presentation of brand and marketing strategies were also discussed. Besides, the oriental archetypes like hookahs, Turkish nights, the image of Turkish coffee culture represented in the forms of cultural tourism and media has been questioned bringing critical approaches. It was determined that the essence of the symbolic world of Orientalist presentation is far away from the depth of cultural codes away, and does not go beyond the superficial simulation. With respect to this situation, recommendations are made and models that can be implemented by folk or culture scientist are proposed as regard to changing the direction of the establishment of self-orientalism.

Özet

Doğu ve Batı arasındaki geçişler çoğu zaman zıtlıklar üzerine temellenmiştir. Benim ötekim ile onun ötekisi çoğunlukla oryantalizm ve oksidentalizm kavramları arasındaki fay hatlarında var ol- muştur. Bu makalenin ana konusu ise kültürlerin kendi kendini ötekileştirici yaklaşımlarının halk kültürünü temsil biçimlerine yansıyışıdır. Öz oryantalizm Doğunun sürekli kendini Batının gözüyle seyretmesini ve kendi kendinin ötekisine dönüşmesini kavramsal olarak açıklar. Öz oryantalist bakış açısı halk kültürünün pek çok temsil alanında görülebilir. Ne var ki kültürel unsurların tanıtım, ak- tarım, sunum ve pazarlanma biçimlerindeki öz oryantalist yaklaşımlar her zaman net değildir. Halk kültürü temsillerinde öz oryantalist yaklaşımlar kültür turizmi, kültür ekonomisi, tanıtım filmleri, uygulamalı halk bilimi, müzecilik, kültürel animasyon tasarımı, reklam ve promosyon uygulamaları gibi alanların pek çoğuyla ilişkilendirilebilir. Ancak makalede öz oryantalizm kavramının halk kültürü temsilleriyle olan ilişkisi kültür turizmi ve medya alanlarından örneklerle çözümlenmiştir. Makalede öncelikle oryantalizm ve öz oryantalizm kavramları tarihsel ve kuramsal boyutlarıyla değerlendiril- miş ardından günümüzdeki halk kültürü temsillerine yansıma biçimi çözümlenmiştir. Ardından öz oryantalizm kavramı merkeze alınarak oryantalist simgelerin varoluş alanlarının sunum biçimleri tartışılmıştır. 2013 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesine giren Türk kahvesi kültürü ve geleneği ile sunum biçimlerindeki öz oryantalist yaklaşımlar marka ve pazarlama stratejileri bağlamında değerlendirilmiştir. Ayrıca, halk yaşamındaki oryantalist arketiplerin kültür turizmindeki temsil biçimlerine eleştirel yaklaşımlar getirilmiştir. Söz konusu simgesel dünyanın öz oryantalist sunumunun, kültürel kodların derinliğinden uzak yüzeyde bir simülasyondan ileri gitme- diği ve sürdürülebilir olamayacağı öne sürülmüştür. Kültürel bir varoluş sıkıntısı yaratan bu sürecin halk bilimciler ve kültür bilimciler tarafından gündeme alınarak, sürecin yön değiştirmesine katkı verecek uygulama modelleri geliştirilmesi öngörülmüştür.