Journals / Turkish Academic Research Review / 2021 / Cilt: 6 - Sayı: 1
Was Philosophy Teaching Banned in The Ottoman Madrasa Curriculum?
- Pages
- 221–252
- DOI
- —
Abstract
Seventeenth century versatile Ottoman scholar Taşköprüzâde Kātip Çelebi says in his books titled Keşfü’z-zünûn and Mîzânü’l-hak, that Fātih Sultan Mehmed had ordered that the kalam books named Haşiye-i Tecrîd and Şerh-i Mevâkıf should be taught at Semâniye madrasas which were established by him. He also says that these courses were selected among the students who were intending to be faculty member at madrasah according to their capacity on rational and transmitted sciences until the times of Kānuni Suleiman the magnificent. After Kānuni when Ottoman Empire entered the period of pause, the authorities removed those courses from the curriculum because of attitudes developed against philosophy and those courses were considered philosophical instead the courses called Hidāya and Ekmel from fiqh established in the curriculum. He also says that one of the Sheikh-ul-Islam prohibited the teaching of Hikmet, and that philosophical sciences, except for a few, were extinguished after later. In this study, many of Kātib Çelebi’s claims were shown not true, and those courses which were claimed to be abandoned actually were in the programs and there is no such order from any Sheikh-ul-Islam, however, not only philosophy all branches of material sciences were weakened afterward of the 16th century and even a recession were said to be occurred.
Özet
On yedinci yüzyılın çok yönlü Osmanlı bilgini Taşköprîzâde Kâtip Çelebi Keşfü’z-zunûn ve Mîzânü’l-hak isimli eserlerinde Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı Semâniye medreselerinde aslında birer kelâm kitabı olan Haşiye-i Tecrîd ve Şerh-i Mevâkıf adlı eserlerin okutulmasını istediğini, Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar medreselerde müderrislik yapacak olan kişilerin aklî ve naklî ilimlerdeki bilgisi derecesine göre seçildiğini, Kanuni’den sonra ilimlerde duraklama dönemine girildiğini, sonradan gelenlerin “bu dersler felsefiyattır” diyerek Haşiye-i Tecrîd ve Şerh-i Mevâkıf derslerinin kaldırıldığını, bunların yerine fıkıhtan Hidâye ve Ekmel derslerinin okutulmaya devam ettiğini, bu sırada Şeyhülislâm’lardan birinin hikmetin okutulmasını yasakladığını, bundan sonra pek azı dışında felsefî ilimlerin söndüğünü iddia etmiştir. Bu çalışmada Çelebi’nin bu iddialarının çoğunun doğru olmadığı, söz konusu kelam eserlerinin medreselerin kapatılmasına kadar okutulmaya devam ettiği, felsefenin medrese müfredatından çıkarıldığına dair bir fetvanın bulunmadığı, herhangi bir Şeyhülislam’ın da bu hususta bir fetvasına rastlanmadığı, bununla birlikte on altıncı yüzyıldan itibaren sadece felsefede değil, bütün bilim dallarında bir duraklamanın, hatta bir gerilemenin meydana geldiği ortaya konulmuştur.