Journals / Turkish Academic Research Review / 2021 / Cilt: 6 - Sayı: 1
Eylülün Kızgın Soluğu As a Exemplification For The Autobiographical Novels
- Pages
- 145–159
- DOI
- —
Abstract
In this study, we will handle Mehmet Başaran’s novel Eylülün Kızgın Soluğu from an autobiographical perspective. Autobiography writing, which dates back to ancient times, secured its position in our literature thoroughly after the declaration of the republic. Although it tardily got a seat to narrate their own lives for the turkish writers due to the regilious and national reasons, many turkish writers clearly showed courage to write about their lives in the later years and thus the gap in this field was filled for our literature. Mehmet Başaran, graduated from a Village Institute, began his literature life writing poems. He afterwards wended his way to writing novels and, predominantly handled the peasantry and the process behind the closure of the Village Institutes in his works. He told his days passed in fugitiveness in the autobiographical novel named Eylülün Kızgın Soluğu, which he wrote in a socialist perspective. The novel attracts notice by virtue of touching on the military oppression that created on society after the September 12 military coup.
Özet
Bu çalışmada, Mehmet Başaran’ın Eylülün Kızgın Soluğu adlı romanı otobiyografik açıdan ele alınmıştır. Geçmişi antik çağa kadar dayanan otobiyografik yazım, Cumhuriyet’ten sonra edebiyatımızdaki yerini iyiden iyiye sağlamlaştırmıştır. Kendini anlatma, dinî ve milli sebeplerden ötürü Türk edebiyatında kendine geç bir yer edinse de daha sonraki yıllarda birçok yazar hayatını açıkça yazma cesareti göstermiş ve edebiyatımızdaki bu alanın boşluğu doldurulmuştur. Köy Enstitüsü çıkışlı Mehmet Başaran, edebiyat hayatına şiir yazarak başlamıştır. Daha sonra romana da yönelerek, yapıtlarında ağırlıklı olarak köy insanını ve Köy Enstitüleri’nin kapatılmasının ardındaki süreci işlemiştir. Toplumcu bir bakış açısıyla ele aldığı otobiyografik romanı Eylülün Kızgın Soluğu’nda ise 12 Eylül Darbesi’nin ardından yaşadığı firâri günleri anlatmıştır. Roman, 12 Eylül Darbesi’nden sonra toplum üzerinde oluşturulan askerî baskıya değinmesi açısından dikkat çekmektedir.