Journals / Mimarlık ve Yaşam / 2016 / Cilt: 1 - Sayı: 1
A Critical Approach over "The Island" Movie and Cyberpunk in Cinema-Architecture Intersection
- Journal
- Mimarlık ve Yaşam
- Pages
- 127–142
- DOI
- —
Abstract
Space is a concept which takes place in architecture-cinema intersection and which is a base for both of the disciplines. Cinematic space, which can be counted as important as an actor for cinema, is an element in architecture which organizes human life and makes it meaningful. Different from other types, Science fiction cinema presents utopic and dystopic future foresights which differs radically from today's modern description. Improving technology starting from 1980s has introduced a sub-branch called Cyberpunk by affecting the science fiction cinema base. Cyberpunk while presenting a critical approach to basic changes faced in the modern public, discusses the near future foresight, hi-tech, miserable life, chaotic world subjects and creates its own spaces. “The Island” movie directed by Michael Bay has an important place among the contemporary movies having Cyberpunk movement in science fiction cinema. Movie criticizes capitalism with a pessimistic scenario in which it shows even human body can be commodified from his body and how he can be shaped with a control of giant companies. Movie of 2005 makes dystopic near future foresight to 2019. In the movie, legalizing human cloning by ignoring the social and ethical values for continuation of the individuals of high income group's effects on public and identifying these clons as a product not a human are the points in question. Personal, public and semi-public spaces in the movies are the spaces which were stereotyped physically and psychologically and under observance of the government. In this concept, the aim of the study is to evaluate by discussing the concepts of time, space and body in Cyberpunk as a sub-culture according to “The Island” movie in architecture and cinema intersection.
Özet
Mekan, mimarlık-sinema arakesitinde yer alan ve her iki disiplinin de temelini oluşturan bir kavramdır. Sinema için bir oyuncu kadar etkili sayılabilecek sinemasal mekan, mimarlıkta insan yaşamını örgütleyen ve onu anlamlandıran bir unsurdur. Diğer türlerden farklı olarak bilimkurgu sineması, mekan tasvirlerinin günümüzden radikal bir şekilde farklılaştığı ütopik veya distopik gelecek öngörülerini sunmaktadır. 1980’lerle birlikte dünyada hızla gelişen teknoloji, bilimkurgu sineması’nı da temelden etkileyerek yeni bir alt dalı olan Cyberpunk akımı ortaya çıkmıştır. Cyberpunk, sanayi sonrası modern toplumlarda yaşanan temel değişimlere eleştirel bir yaklaşım sunarken yakın gelecek öngörülerini, ileri teknoloji, sefil hayat, kaotik dünya konularını işlemekte ve kendi kurgusal mekanlarını üretmektedir. Michael Bay yönetmenliğindeki “Ada” filmi Bilimkurgu sinemasında Cyberpunk akımı içerisinde güncel filmler arasında önemli bir yere sahiptir. Film, beden üzerinden insanın bile metalaştırılabileceğini ve büyük şirketlerin elinde nasıl kontrol edilerek şekillendirilebileceğini gösteren karamsar bir senaryoyla kapitalizm eleştirisi yapmaktadır. 2005 Yapımı film, 2019 yılına distopik bir yakın gelecek öngörüsünde bulunmaktadır. Filmde, toplumun üst gelir grubu bireylerinin toplum üzerinde etkilerinin devam edebilmesi için her türlü sosyal ve etik değeri göz ardı ederek insan klonlamayı yasal hale getirmeleri ve bu klonları insan olarak değil ürün olarak nitelendirmeleri söz konusudur. Filmdeki kişisel, yarı kamusal ve kamusal mekanlar fiziksel ve psikolojik olarak tek tipleştirilmiş iktidar gözetiminde tutulan mekanlardır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, bilimkurgu sineması alt kültürü olarak cyberpunk’ta zaman, mekan ve beden kavramlarının mimarlık sinema arakesitinde Ada (The Island) filmi üzerinden tartışılarak değerlendirilmesidir.