Journals / İlahiyat / 2020 / Sayı: 4
THE RHETORIC OF THE QUR’AN -IN THE EXAMPLE OF IZHAR-
- Journal
- İlahiyat
- Issue
- 2020 · Sayı: 4
- Pages
- 77–95
- DOI
- —
Abstract
This article is about izhar and idmar, which is considered one of the most critical issues of syntax in the context of the Qur'an. The subject is discussed in terms of Arabic linguistics. The pristine and fascinating arabic hosted the rhetoric of Qur'an. In some verses, it is observed that the words that should be referred according to the linguistics bases are not removed, while in others they are referred even though they should not be referred. This feature in the verses of the Qur'an, which has a unique rhyme, has remarkable signs and meanings in the name of rhetoric. In studies on the rhetoric of the Qur'an, these features are contacted from different perspectives. This study is trying to address these issues from a linguistically weighted perspective. Arabic linguists have carried out many scientific studies since bidaya in order to preserve the Qur'an, which is one of the primary sources of reference of linguistics, from manipulation and change and to reveal its unique rhyme. Nowadays, the discipline of Arabic language and rhetoric continues to explore the linguistic wonders of the Qur'an, as it did in the early centuries of Islamic civilization. The first respondents were fully aware of the rhetoric of the Qur'an because their elocutions were appropriate. As of the Tadwin era, linguists developed linguistic bases that could explore these characteristics of rhetoric. One of them is the subject of izhar and idmar. The linguistic reveal of these features is essential to shed light on the work in the field of rhetoric of the Qur'an.
Özet
Bu makale, Kur’an-ı Kerîm’in belağatı bağlamında söz diziminin önemli hususlarından biri sayılan izhar ve idmar konusundadır. Konu Arap dilbilimi açısından ele alınmaktadır. Bazı ayetlerde, dilbilim kaidelerine göre anılması gereken sözcüklerin anılmadığı/hazfedildiği veya zamir ile ifade edildiği, bazısında ise anılmaması gerektiği veya zamir ile yetinebildiği halde anılmış olduğu görülmektedir. Eşsiz bir nazmı olan Kur’an-ı Kerîm ayetlerindeki bu husus, onun belağatı adına dikkat çekici işaret ve manalar barındırmaktadır. Kur’an-ı Kerîm’in belağatını konu alan çalışmalarda bu hususlara değişik açılardan temas edilmektedir. Bu çalışmada söz konusu konu, dilbilimsel ağırlıklı zaviyeden ele almaya çalışılmaktadır. Arap dilbilimcileri, dilbilimin temel referans kaynaklarının başında yer alan Kur’an-ı Kerîm’i tahrif ve tağyirden muhafaza etmek ve onun eşsiz nazmını ortaya koymak amacıyla bidayetten itibaren birçok ilmî çalışma gerçekleştirmişlerdir. Günümüzde de Arap dili ve belağatı ilmi, İslam medeniyetinin ilk asırlarında olduğu gibi Kur’an-ı Kerîm’in nazmındaki harikalarını keşfetmeye devam etmektedir. İlk muhatapları, Kur'an-ı Kerim ayetlerinin belağatının tam olarak farkındaydılar. Çünkü onların dil selikaları buna musait idi. Tedvin döneminden itibaren dilbilimciler, belağatın bu özelliklerini keşfedebilecek dilbilimsel kaideler geliştirdiler. Bunlardan biri de izhar ve idmar konusudur. Bu hususların dilbilimsel açıdan ortaya çıkarılması, Kur’ân’ın belağatı alanındaki çalışmalara ışık tutacak öneme haizdir.