Journals / Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2020 / Cilt: 2 - Sayı: 1

Defancive Realism in Turkish Foreign Policy in the Ataturk’s Period and Third Worldism

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasında Savunmacı Realizm Anlayışı ve Üçüncü Dünyacılık

Pages
83–99
DOI
—

Abstract

The Turkish Foreign Policy of the Ataturk’s period was shaped within the framework of the sensitivity to keep western imperialist states away from regional problems in order for Turkey and its neighbours to maintain their sovereign political presence. Turkey, in line with this purpose, pioneered alliances that brought to get her the states of theregion, like The Balkan Pact in West and theTreaty of Saadabad in east. The policy that started with the treaty of Saadabad and the Balkan Pact and shaped by the sensitivity of keeping imperialists out of the problems of the region, also enabled Turkey to be prominent as a hegemonicactor in both the Balkans and the Middle East based on the discourse of “Peace at Home, Peace in the World”. Furthermore, both the fact that The Turkish War of Independence was the first national liberation struggle lost by the imperialist western states and the effect created by Turkish modernization without westernization and colonization, led Turkey to receive a global response to the experiment of regional orientation. The years following the Turkish War of Independence witnessed the independence struggles of the geography that Atatürk expressed as “oppressednations”. In this sense, the Turkish War of Independence holds the attribution of being the signal flare of the ideological orientation known as the ‘Third-wordlism’ in litterateur. In this study, Turkish foreign policy during Ataturk’s period is also moved beyond a classical historical reading and discussed in a hypothetical framework within the context of regional and global reaction observed by Kemalist tendencies.

Özet

Atatürk dönemi Türk Dış Politikası, Türkiye’nin ve komşularının egemen politik varlığını sürdürebilmesi amacıyla, batılı emperyalist devletleri bölge sorunlarından uzak tutma hassasiyeti çerçevesinde şekillenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye, batıda Balkan Antantı ve doğuda Sadabat Paktı gibi, bölge devletlerini bir araya getiren ittifaklara öncülük etmiştir. Sadabat Paktı ve Balkan Antantı’yla başlayan ve emperyalistleri bölge sorunlarından uzak tutma hassasiyeti çerçevesinde şekillenen politika, “Yurtta Barış, Cihanda Barış” söylemine dayanan barışçıl dış politika imajının da etkisiyle, Türkiye’nin hem Balkanlarda hem de Ortadoğu’da öne çıkmasını sağlamıştır. Ayrıca gerek Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın emperyalist batılı devletlerin kaybettiği ilk ulusal kurtuluş mücadelesi olması, gerekse de batıcılık yapmadan ve sömürgeleşmeden batılılaşan Türk modernleşmesinin yarattığı etki, Türkiye’nin bölgesel yönelimlerinin küresel bir karşılık görmesine yol açmıştır. Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı takip eden yıllar, Atatürk’ün “mazlum milletler” olarak ifade ettiği coğrafyanın bağımsızlık mücadelelerine tanıklık etmiştir. Bu anlamda Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı, “Üçüncü Dünyacılık” olarak literatüre geçen ideolojik yönelimin de işaret fişeği olma özelliğini barındırmaktadır. Bu çalışmada da Atatürk dönemi Türk Dış Politikası, klasik bir tarih okumasının ötesine taşınarak Atatürkçü yönelimlerin gördüğü bölgesel ve küresel karşılık bağlamında kuramsal bir çerçevede ele alınmaktadır.

Keywords: Üçüncü Dünyacılık, Türk Modeli, Savunmacı Realizm, Güç Dengesi, Emperyalizm