Journals / ESTÜDAM Halk Sağlığı Dergisi / 2019 / Cilt: 4 - Sayı: 1
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR YARARLI MI, ZARARLI MI? - GENETICALLY MODIFIED ORGANISMS: USEFUL or HARMFUL?
- Journal
- ESTÜDAM Halk Sağlığı Dergisi
- Pages
- 71–79
- DOI
- —
Abstract
According to the latest estimates, it is shown that it will be difficult to achieve a world without hunger and malnutrition by 2030, and it is predicted that the world population will increase to 8.5 billion by 2030. Today, technological possibilities have made it possible to change the genetic material to create new features for plants, animals, bacteria and fungi. Organisms whose genetic material had been modified via unnatural ways are called as genetically modified organisms. Genetically modified organisms have been developed and marketed due to their high efficiency for producers and consumers. Currently, the main target of commercially available genetically modified crops is to protect crops by providing resistance to diseases caused by insects or viruses, or by increasing tolerance to herbicides. According to the 2017 report of the International Service for the Acquisition of Agri-biotech Applications, in the first 21 years of commercialization of biotechnological products(1996-2016), are providing significant agricultural, environmental, economic, health and social benefits for farmers and caused increasing number of consumers. Oncoming future, it is aimed to change the nutrient content of foods, reduce the allergic potential and increase the efficiency of the production systems by genetic modification. Modern biotechnology methods provide an accelerated development of food products by recombinant or improved features of increased specificity compared to conventional techniques. However, risk assessment and procedures for the adoption or rejection of genetically modified foods by the public should always be addressed through innovative methodological facilities.
Özet
Son tahminler, 2030 yılına kadar açlık ve malnutrisyonun olmadığı bir dünya hedefine ulaşmanın zor olacağını göstermekte ve 2030’da dünya nüfusunun yaklaşık 8.5 milyara çıkacağı öngörülmektedir. Günümüzde ulaşılan teknolojik imkânlar; bitkiler, hayvanlar, bakteri ve mantarlarda yeni özelliklerin oluşturulması için genetik materyali değiştirmeyi mümkün hale getirmiştir. Genetik materyali doğal olmayan yollarla değiştirilmiş organizmalar, genetiği değiştirilmiş organizma olarak tanımlanmaktadır. Üretici ve tüketici için bazı avantajlar sağladığından genetiği değiştirilmiş organizmalı gıdalar, genetiği değiştirilmiş tarımsal gıda ürünleri, yüksek verimliliklerinden dolayı dünya çapında geliştirilmektedir. Mevcut durumda piyasada bulunan genetiği değiştirilmiş mahsullerinin temel amacı, böcekler ya da virüslerin neden olduğu hastalıklara direnç sağlanması veya herbisitlere toleransın artırılmasıyla verimliliğin artırılmasıdır. Uluslararası Tarımsal Biyoteknoloji Uygulamaların Edinme Servisi’nin 2017 raporu, biyoteknolojik ürünlerin ticarileşmesinin ilk 21 yılında (1996-2016), çiftçilere tarımsal, çevresel, ekonomik, sağlık ve sosyal olarak önemli faydalar sağladığını ve tüketici sayısının giderek arttığını doğrulamıştır. Gelecekte genetik modifikasyon ile gıdaların besin içeriğini değiştirmek, alerjik potansiyeli azaltmak ve üretim sistemlerinde verimliliği artırmak hedeflenmektedir. Modern biyoteknoloji yöntemleri, konvansiyonel tekniklerle karşılaştırıldığında, artmış bir spesifite ile rekombinant veya iyileşmiş özelliklere sahip gıda ürünlerinin gelişimini sağlar. Bununla birlikte, genetiği değiştirilmiş gıdaların toplum tarafından kabul edilmesi ya da reddedilmesi için risk değerlendirmesi ve prosedürleri, daima yenilikçi metodolojik imkanlar kullanılarak ele alınmalıdır.