Journals / Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi / 2018 / Cilt: 5 - Sayı: 2
Biographical Work of Keçeci-zâde İzzet Molla: Devhatü'l Mehâmid fî Tercemeti'l Vâlid
- Pages
- 40–64
- DOI
- —
Abstract
Keçeci-zâde Izzet Molla (1786-1829) revealed his works in a period of change and transformation that prepared the ground of the westernization process in the social and cultural life of Ottoman society. The poet named one of his Divans he wrote as Hazân-ı Âsâr during this period which is called the "last classical period" in the history of literature, and which is described as a "jubilee period" in classical literary. Besides this work, although the poetry of Keçeci-zâde, known by Dîvân-ı Bahâr-ı Efkâr; Mihnet-Keşân, Gülşen-i Aşk and Nâz u Niyâz Mesnevîs, has been the subject of many researches so far, the studies conducted on his prosaically works are rather limited. The poet’s works of Devhatü’l Mehâmid fî Tercemeti’l Vâlid in the biographical genre, two historical Laiha’s and Şerh-i Lugâz-ı Râgıb Pasha attributed to himself are amongst the important examples of the classical Turkish Prose. The poet wrote Devhatü’l Mehâmid fî Tercemeti’l Vâlid, where he described his father's life, in the genre of inşâ/ornamental prose. As a feature of this stylistic work, in the work are samples of literary arts such as assonance, repetition, contrast and puns, and telmihs, prayer scrolls and metaphorical expressions occasionally, with various poems, idioms and proverbs. Abstractions, metaphorical style, standard syllabic deviations, and contradictory interlaces are features that bring prose closer to verse. In this study, the place of Devhatü’l Mehâmid fî Tercemeti’l Vâlid in biographical genres in classical Turkish literature will be determined first. The narrative features Keçeci-zâde İzzet Molla used in this work will be examined, and the work will be transferred to the transcription letters and contemporary Turkish, and will be presented to the attention and the interest of researchers.
Özet
Keçeci-zâde İzzet Molla (1786-1829), Osmanlı toplumunun sosyal ve kültürel hayatında Batılılaşma sürecinin zeminini hazırlayan değişimin ve dönüşümün yaşandığı bir dönemde eserlerini ortaya koymuştur. Şair, edebiyat tarihinde “son klâsik” olarak adlandırılan ve klâsik edebiyat anlayışında bir “hazan mevsimi” olarak nitelendirilen bu dönemde meydana getirdiği Dîvânlarından birini Hazân-ı Âsâr olarak adlandırmıştır. Bu eser yanında Dîvân-ı Bahâr-ı Efkâr’ı; Mihnet-Keşân, Gülşen-i Aşk ve Nâz u Niyâz mesnevîleriyle tanınan Keçeci-zâde’nin şiiri, pek çok araştırmaya konu olmuşken mensur eserleri üzerine çalışmalar sınırlıdır. Şairin, biyografik türde Devhatü’l Mehâmid fî Tercemeti’l Vâlid’i, tarihî iki Lâyiha’sı ile kendisine atfedilen Şerh-i Lugâz-ı Râgıb Paşa adlı eseri klâsik Türk nesrinin önemli örnekleri arasındadır. Şair, babasının hayatını anlattığı Devhatü’l Mehâmid fî Tercemeti’l Vâlid’i inşâ üslûbu ile kaleme almıştır. Bu üslûbun özelliği olarak eserde seci, tekrir, tezat, cinas gibi edebî sanatlar, yeri geldikçe çeşitli manzume, deyim ve atasözleriyle meydana gelen telmihler, dua beddua gibi ara sözler, mecazlı söyleyişler yer almaktadır. Soyutlamalar, metaforik üslûp, standart dilden sapmalar, aykırı bağdaştırmalar da eserde nesri nazma yaklaştıran özellikler olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, öncelikle Devhatü’l Mehâmid fî Tercemeti’l Vâlid’in klâsik Türk edebiyatında biyografik türler içindeki yeri belirlenecektir. Keçeci-zâde İzzet Molla’nın bu eserde kullandığı anlatım