Journals / Yönetim Bilimleri Dergisi / 2022 / Sayı: Özel Sayı
THE PROBLEM OF BIOPIRACY AND POLICIES TOWARDS BIOPIRACY IN TURKEY
- Journal
- Yönetim Bilimleri Dergisi
- Pages
- 271–300
- DOI
- —
Abstract
Medical, agricultural and industrial products are obtained as a result of researchesat the molecular level by taking living things from nature or their parts abroad withoutthe permission of the competent authorities. This situation devastates the countrieswith the origin of genetic resources economically, culturally and ecologically. Thisproblem, which is called biosmuggling, constitutes the first step of biopiracy.Biopiracy is often caused by multinational corporations converting traditionalknowledge, genetic resources, centuries-old knowledge of seeds and plants intoproperty of indigenous peoples in developing countries through patents andintellectual property without permission and compensation. The problem of biopiracyis a broader and multidimensional issue than biosmuggling. Turkey is a smallcontinent in terms of biodiversity and due to its richness, it is a biological materialrepository by the citizens of many countries for scientific research, collection andcommercial purposes. Turkey is considered as the center of attraction for biopiracydue to its high rate of endemism and traditional knowledge of so-called "old women'sdrugs", the continuation of the project to register such resources, and the inadequacyof legal regulations regarding the positive protection method that will ensure benefitsharing. Studies on biopiracy have been the subject of policy documents in Turkey forthe last two decades. In our country, the problem of biopiracy and administrative,political and social sensitivity and measures towards it are not developed enough. Inour country, which is at high risk with its rich biodiversity, the problem of biopiracyshould be brought to the agenda more in every platform. The aim of the study is toexplain the problem of biopiracy, to evaluate the policy documents for the preventionof biopiracy in Turkey and to draw attention to the problem of biopiracy. The studywas carried out by reviewing the literature and policy documents. Turkey's policydocuments on the subject have been examined with scientific studies dealing withbiopiracy. In the study, it has been determined that although not sufficient, amultidimensional approach to the aforementioned problem has been approached inTurkey and legal/political tools have begun to be developed on the basis of intellectualproperty.
Özet
Doğadan canlıların veya onlara ait parçaların yetkili makamların izni olmadan yurt dışına çıkartılarak bunlarla moleküler düzeyde araştırmalar sonucunda tıbbi, zirai ve endüstriyel ürünler elde edilmektedir. Bu durum, genetik kaynakların kökenine sahip ülkeleri ekonomik, kültürel, ekolojik olarak tahribata uğratmaktadır. Biyokaçakçılık olarak adlandıran bu sorun, biyokorsanlığın birinci basamağını oluşturmaktadır. Genellikle çok uluslu şirketler tarafından gelişmekte olan ülkelerdeki yerli halkların geleneksel bilgileri, genetik kaynakları, tohum ve bitki hakkındaki yüzyıllara dayanan birikimleri, izinsiz ve tazminat ödenmeksizin patent ve fikri mülkiyet aracılığıyla mülkiyete dönüştürmeleri biyokorsanlığa neden olmaktadır. Biyokorsanlık sorunu biyokaçakçılıktan daha geniş ve çok boyutlu bir konudur. Türkiye, biyoçeşitlilik açısından küçük bir kıta özelliğine sahiptir ve bu sahip olduğu zenginlik nedeniyle bilimsel araştırma, koleksiyon ve ticari amaçlar için birçok ülkenin vatandaşları tarafından biyolojik malzeme deposudur. Türkiye’nin yüksek endemizm oranı ve “kocakarı ilaçları” olarak adlandırılan geleneksel bilgiye sahip olması, bu tür kaynakların kayıtlanma projesinin devam etmesi ve fayda paylaşımını sağlayacak pozitif koruma yöntemiyle ilgili hukuki düzenlemelerin yetersizliğinden dolayı biyokorsanlığın cazibe merkezi sayılmaktadır. Biyokorsanlıkla ilgili çalışmalar, Türkiye’de politika belgelerinde son yirmi yıldır işlenmektedir. Ülkemizde biyokorsanlık sorunu ve ona yönelik yönetsel, politik ve toplumsal duyarlılık ve önlemler yeterince gelişmemiştir. Zengin biyoçeşitliliğiyle yüksek risk altındaki ülkemizde biyokorsanlık sorununun her platformda daha fazla gündeme getirilmelidir. Çalışmanın amacı, biyokorsanlık sorununu açıklayarak Türkiye’de biyokorsanlığın önlenmesine yönelik politika belgelerinin değerlendirilmesi ve biyokorsanlık sorununa dikkat çekmektir. Çalışma, literatür taraması ve politika belgeleri incelenerek gerçekleştirilmiştir. Biyokorsanlığı ele alan bilimsel çalışmalar ve Türkiye’nin konuyla ilgili politika belgeleri incelenmiştir. Çalışmada, Türkiye’de söz konusu soruna yönelik yeterli olmamakla birlikte çok boyutlu yaklaşıldığı ve fikri mülkiyet esasında hukuki/politik araçların geliştirilmeye başladığı tespit edilmiştir.