Journals / Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2019 / Cilt: 27 - Sayı: 3
Legality of Public Security Justification in Limitation of Public Freedom
- Pages
- 435–457
- DOI
- —
Abstract
The issue of how to ensure the balance between fundamental rights and freedoms and public security continues to be discussed since the beginning of living in human society. Although various principles and interpretations have been introduced on how to restrict the fundamental rights and freedoms to ensure public security, public security understanding and approach of the political powers is becoming more important. What principles and approaches can the freedom security tension be overcome when the state is responsible for public security and he has the monopoly of public power, and when the public freedoms are affected after this kind of measures and practices? Is it a state model under the principle or criterion of public security that is in a state of constant warfare to ensure the safety of the community and therefore engages in combat with individuals who are enemies and hostile to individuals who live on their land as friends and foes? Or is it an obscure state model that follows an anarchic environment that has increased as a result of the deterioration of public security, making the freedoms ineffective? It will be necessary to start by accepting public safety as part of the law. Shaped for these reasons, this study argues that the restrictions on public freedoms should be addressed by integrating with a just legal order. In this study, international and national methods and applications has been given about how law of public security can be ensured.
Özet
Temel hak ve özgürlükler ile kamu güvenliği arasındaki dengenin nasıl sağlanacağı konusu, insanlığın toplum halinde yaşamaya başlamasından itibaren tartışılmaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin, kamu güvenliğinin sağlanması için nereye kadar kısıtlanabileceğine yönelik çeşitli ilke ve yorumlar getirilmiş olsa da siyasi iktidarların kamu güvenliği anlayışı ve yaklaşımı daha çok önem kazanmaktadır. Kamu gücü kullanma tekeline sahip olan devletin, kamu güvenliğinden ilk derece sorumlu olması yanında, tedbir ve uygulamalar sonrası kamu özgürlükleri etkilendiğinde, özgürlük güvenlik gerilimi hangi ilke ve yaklaşımlarla aşılabilecektir? Kamu güvenliği ilke veya ölçütü kapsamında, toplumun güvenliğini sağlamak için sürekli bir savaşma durumunda olan ve bu sebeple toprakları üzerinde yaşayan bireyleri dost ve düşman olarak ayıran ve düşman olan bireylerle bir mücadele yürüten bir devlet modeli mi? Yoksa kamu güvenliğinin bozulması sonucu artan anarşik ortamın özgürlükleri kullanılmaz hale getirmesini izleyen ortada kalmış bir devlet modeli mi? sorusunun cevabını ararken kamu güvenliğini hukukun bir parçası olarak kabul etmekle başlamak gerekecektir. Hukuka bağlı devlet anlayışı her ne kadar esnetilir ve işlevsizleştirilirse, devlet hukuku her açıdan bir amaç değil kamusal bir araç diye görürse, hukuk üreten organlar hukuka bağlılığı sağlamada öncü olmayı düşünmezse, kamu güvenliği kalıcı ve sürekli sağlanamadığından hem özgürlüğü ve hem de güvenliğini kaybeden bir toplumla karşılaşma ihtimali daha da artacaktır. Bu gerekçelerle şekillenen bu çalışma, kamu güvenliği sorunu ileri sürülerek, kamu özgürlüklerinde kısıtlamaların, devletin ancak adil bir hukuk düzeni ile bütünleşerek ve işlerlik kazanacağı bunun için kamu güvenliğinin hukukiliğinin ilk planda ele alınması gerektiğini savlamaktadır. Çalışmada ayrıca kamu güvenliğinde hukukiliğin nasıl sağlanabileceğine yönelik uluslararası ve ulusal yöntem ve uygulama örnekleri verilmektedir.