Journals / Osmanlı Araştırmaları / 2014 / Cilt: 44 - Sayı: 44

“After being so long Prisoners, they will not return to Slavery in Russia”: An Aegean Network of Violence between Empires and Identities

“O kadar esaretten sonra köle olmak için Rusya’ya dönecek halleri yok”: İmparatorluklar ve Kimlikler Arasında Ege’de Bir Şiddet Ağı

Pages
221–234
DOI
—

Abstract

This article tells the story of one group of Greek-speaking privateers caught between the Ottoman and Russian empires during a protracted war between those two states in the late eighteenth century (1787-1792). The work uses the incident to explore the complex question of “who was an Ottoman,” and the vital effects the answer could have on the lives and livelihoods of those who negotiated their way between these two Black Sea imperial rivals. Drawing on a convenient overlap in Ottoman, Russian, and British archival sources, the article approaches this story from multiple viewpoints, first explaining the context of Aegean maritime violence from which this particular group of corsairs emerged. It then discusses their enlistment in Russian service, their capture by Ottoman forces, and the subsequent attempts of rank-and-file sailors to maneuver between the demands of their Russian employers and their Ottoman captors and rulers, all the while trying to assert their own interests. As captives and governments alike wrestled with the complex question of defining legal identity and imperial loyalty, the story became most interesting when it came time to release the captives at the close of the war in 1792.

Özet

Bu makalede, 1787-1792 Osmanlı-Rus Harbi’nde iki devlet arasında kalan Rum menşeyli bir grup korsanın hikâyesi, kestirme bir cevap vermenin oldukça güç olduğu “Osmanlı kimdir?” sorusu çerçevesinde ele alınmaktadır. Çalışmada birbiriyle örtüşen Osmanlı, Rus ve İngiliz arşiv kaynaklarından hareketle, bahsedilen vaka birkaç farklı yönden ele alınmaktadır. Öncelikle hikâyenin kahramanları olan Rum korsanların zuhur etmelerinin başlıca nedeni olan Ege Denizi’ndeki şiddet sarmalının tarihsel arkaplanı çizilmektedir. Daha sonra Rum denizcilerin Rus hizmetine girmeleri ve Osmanlı güçleri tarafından ele geçirilişleri anlatılmaktadır. Tutsak edilen sıradan denizcilerin, yeni “işverenleri” olan Ruslar ve hükümranları olan Osmanlılar arasında kaldıkları zaman, kendi çıkarlarını korumak için hangi stratejilerle hareket ettikleri açıklanmaktadır. Tutsaklar ve devletler, canla başla tutsakların hukuki kimliklerini ve tabiiyetlerini tanımlamaya çalışırken, harbin bitmesiyle birlikte denizcilerin salıverilmesine sıra geldiğinde hikâye en ilgi çekici safhasına ulaşacaktır

Keywords: Şiddet Ağı, Rusya, Rumlar, Kimlik, Savaş Esirleri, Kölelik, Hukuk