Journals / Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi / 2018 / Cilt: 3 - Sayı: 2
The frequency and clinical characteristics of respiıratory syncytiıal viırus iınfectiıons iın children under 2 years with respiratory tract infection
- Pages
- 56–69
- DOI
- —
Abstract
Respiratory syncytial virus (RSV) is the most important cause of lower respiratory tract infections ( LRTI ) in infants under 2 years of age. It particularly affects children who have premature birth stories, congenital heart disease or immune system disease and younger than 6 months old. In addition, having low socioeconomic status, crowded living conditions, exposure to cigarette smoke, family history of asthma and atopy increases the risk of RSV infection regardless of. The aim of the study was to investigate the frequency and clinical characteristics of RSV in patients 0-2 years of age who were clinically diagnosed with LRTI in our study. 100 patients who were diagnosed as LRTI were taken into the study. A nasopharyngeal swab was taken from the patients and RSV respi-strip rapid diagnostic kit was used to screen RSV antigen. Patients who were diagnosed as RSV positive and who did not have RSV were compared in terms of clinical, laboratory, resume, family characteristics. RSV frequency in our patients was 63%. There was no significant difference in RSV frequency according to sex. There is a significant difference in nutritional and care patterns of RSV-positive children, number of siblings, history of congenital heart disease, family history of asthma, smoking at home. RSV is a major cause of lower respiratory tract infections in Turkish children under 2 years of age. It also leads to significant mortality and morbidity in infants, especially in the risky group. RSV antigen detection (as a rapid diagnostic method) from a swab specimen is an appropriate and effective diagnostic method.
Özet
Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) 2 yaş altı süt çocuklarında en önemli alt solunum yolu enfeksiyonu (ASYE) etkenidir. Özellikle 6 aydan küçük süt çocuklarını, prematüreleri, doğumsal kalp hastalığı olanları ve immün sistem hastalığı olan çocukları etkilemektedir. Ayrıca yaştan ve kişiden bağımsız olarak düşük sosyoekonomik düzey, nisan ve eylül arası aylarda doğum, kreş ve yurtlarda kalmak, kalabalık yaşam koşulları, okula giden kardeşin varlığı, sigara dumanına maruziyet, ailede astım ve atopi gibi risk faktörlerine sahip olmak da RSV ye bağlı enfeksiyon ihtimalini artırmaktadır. Çalışmamızda klinik olarak ASYE tanısı konulan 0-2 yaş grubundaki hastaların RSV sıklığının ve klinik özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. ASYE tanısı 100 hasta çalışmaya alındı. Tekrarlayan hışıltılı solunum öyküsü olan bebekler, eşlik eden ciddi hastalığı bulunanlar, nörolojik ve metabolik bozukluğu olanlar, önceden bilinen immün yetersizliği olanlar, 24 aydan büyük olanlar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastalardan nazofaringeal sürüntü örneği alınarak RSV respi-strip ile RSV antijeni tarandı. RSV pozitif saptanan ve saptanmayan hastalar klinik, laboratuvar, özgeçmiş, aile özellikleri açısından karşılaştırıldı. Hastalarımızda RSV sıklığı % 63 olarak saptandı. Cinsiyete göre RSV sıklığı açısından anlamlı fark saptanmadı. RSV antijeni pozitif saptanan çocukların beslenme ve bakım şekilleri, kardeş sayısı, gelir düzeyi, doğumsal kalp hastalığı, ailede astım öyküsü, evde sigara içilmesi, arasında anlamlı farklılık saptanmadı. RSV, 2 yaş altındaki Türk çocuklarında önemli alt solunum yolu enfeksiyonu nedenidir. Ayrıca süt çocukluğu döneminde özellikle riskli gruptaki hastalarda önemli oranda mortalite ve morbiditeye yol açmaktadır. Nazofaringeal sürüntü örneğinden RSV antijen saptanması uygun ve etkin bir tanı yöntemdir.