Journals / Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Dergisi / 2022 / Cilt: 9 - Sayı: 1
The Prevalence of Stress Urinary Incontinence and Risk Factors in Primigravida Pregnancies
- Pages
- 13–16
- DOI
- —
Abstract
Pregnancy is the main risk factor for the development of stress urinary incontinence. Stress urinary incontinence is the most common type of urinary incontinence in pregnant women and is known has detrimental effects on the quality of life. This study was planned to examine the prevalence and risk factors of stress urinary incontinence in primigravida pregnancies. This was a survey study. The study was performed between November 2019 and June 2020 in the Obstetrics and Gynecology and Urology Outpatient Clinics of Aksaray University School of Medicine, Aksaray Training and Research Hospital, Turkey. All the participants have previously given their informed consent in written form. The study was approved by the Ethics Committee of the Aksaray University School of Medicine. There were512participants. Participants' demographic information and presence of incontinence, type of incontinence were recorded. The prevalence of stress urinary incontinence was 20.1%. Prepregnancy body mass index and history of smoking in the group with reporting stress urinary incontinence was higher than the group with no reporting stress urinary incontinence. There was an inverse relationship between weight gain in pregnancy and the risk of stress urinary incontinence. An increased body mass index and smoking are important and modifiable risk factors for the development of stress incontinence. It is important to implement of antenatal preventive strategies and to increase awareness in women about urinary incontinence and the reduction of risk factors.
Özet
Gebelik, stres üriner inkontinans gelişimindeki en önemli risk faktörüdür. Stres üriner inkontinans, gebe kadınlarda en sık görülen üriner inkontinans tipidir ve yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu çalışma, primigravid gebelerde, stres üriner inkontinansın prevalansve risk faktörlerini incelemek amacıyla planlanmıştır. Bu anket çalışması, Kasım 2019–Haziran 2020tarihleri arasında, Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği ve Üroloji Polikliniği’ne başvuran primigravid gebeler üzerinde yapıldı. Çalışmanın etik kurul onayı, Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu’ndan alındı. Çalışmaya katılan tüm katılımcılardan yazılı onam alındı.Çalışmaya512primigravid gebe katılımcı dahil edildi. Katılımcıların demografik özellikleri, inkontinans varlığı ve şekli kaydedildi. Bu çalışmada, stres üriner inkontinans prevalansı %20.1 olarak bulundu. Stres üriner inkontinansı olan grupta, vücut kitle indeksi ve sigara içme öyküsü, stres üriner inkontinans olmayan gruba göre daha yüksekti. Gebelikte kilo alımı ile stres üriner inkontinans arasında ters bir ilişki vardı. Gebelik öncesi vücut kitle indeksi yüksekliği ve sigara içme, stres üriner inkontinans gelişiminde önemli ve modifiye edilebilir risk faktörlerindendir. Antenatal dönemde stres üriner inkontinans gelişimini önleyici stratejilerin uygulanması ve üriner inkontinans ve risk faktörlerinin azaltılması hakkında farkındalığın artırılması önemlidir.