Journals / İslami İlimler Dergisi / 2019 / Cilt: 14 - Sayı: 2
BİR EDEBÎ TÜR OLARAK ATVÂR-I SEB’A VE MANZUM İKİ ÖRNEĞİ
- Journal
- İslami İlimler Dergisi
- Pages
- 115–140
- DOI
- —
Özet
İslam inancına göre nefs, salt kötü değildir. Bazı riyazet metotlarıyla belirli safhalardan sonra saf hâle gelebilir. Nefs; emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziyye, marziyye ve kâmile adı verilen yedi aşamalı bir yapıya sahiptir. Tasavvuf kültüründe, nefsin bu yedi mertebesini ele alan eserlere “atvâr-ı seb’a” adı verilmektedir. Halvetîlerde daha fazla görülen atvâr-ı seb’a yazma geleneğinin bilinen en meşhur örneğini Sofyalı Bâlî kaleme almıştır. Manzum veya mensur olarak yazılan atvâr-ı seb’alar, dîvân edebiyatı çalışmalarında edebî tür literatürüne dâhil edilmemiştir. Müstakil ve bazı eserlerde bir bölüm olarak yer alan müellifi belirli ve belirsiz elliden fazla atvâr-ı seb’a metninin bulunması, atvâr-ı seb’anın bir edebî tür olarak dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Bu makalede dîvân edebiyatında tespit ettiğimiz iki manzum atvâr-ı seb’a örneği üzerinde durulacaktır. Bu manzumelerden biri; Oğlanlar Şeyhi İbrahim’in 1080 beyitten müteşekkil “Müfîd ü Muhtasar” adlı mesnevisi içerisinde, 874-1035. beyitler arasında yer almaktadır. Diğeri ise; Senâyî Hasan Şabânî’nin Dîvânı’nda yer alan 7 bendden müteşekkil bir terci-i benddir. Çalışmamızda atvâr-ı seb’a hakkında bilgi verildikten sonra bu manzumeler tanıtılacaktır.