Journals / İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 7 - Sayı: 3

Hasan Hilmi Daghestani’s Opinions on Dhikr (Invocation)

Hasan Hilmi Dağıstanî’nin Zikirle İle İlgili Görüşleri

Pages
1683–1704
DOI
—

Abstract

By the expression of tawhid, the human being reaches Haqq (the Absolute Truth). It is because the derwish is not able to arrive at the stages of fana (annihilation) and baqa (subsistence) but through removing curtains between Haqq and him/her. The curtains are removed by means of nafy (denial), which is in the first part of the expression of tawhid, la ilaha ('No god...') and the attestation of Haqq is realized with the second part, illâ Allah ('...but Allah')Sûfîs regard dhikr (invocation) as a way to attain vuslat (connection with Allah) and to plunge into valleys of fana getting free of self (nafs). In this context dhikr is a spiritual programme that ensures the change and transformation of salik (sûfî traveller). This study examines the concept of dhikr, which is of great importance in sûfî training and thus utilised by all sûfî orders in the spiritual journey, from the perspective of Hasan Hilmi Effendi, a Naqshi-Shadhili sheikh.

Özet

İnsanın Hakk'a ulaşması kelime-i tevhid ile olur. Çünkü derviş fena ve beka mertebesine ancak Hak ile arasındaki perdeleri kaldırarak ulaşır. Perde nefy (la ilahe) ile kaldırılır, (illallah) ile Hakk'ı ispat gerçekleşir. Bu, dervişin miraç yoludur. Sûfîler, zikri insanın benlikten sıyrılıp fena vadilerine dalmanın ve vuslata ermenin yollarından biri olarak görmektedirler. Bu anlamda zikir salikin değişim ve dönüşümünü sağlayan manevi bir programdır. Bu çalışmamızda tasavvuf eğitiminde önemli bir yeri olan ve bütün tarikatların seyr ü sülüklerinde kullandıkları zikir kavramını Nakşî ve Şazelî şeyhi Hasan Hilmi Efendi’nin perspektifinden incelemeye çalıştık.

Keywords: Zikir, Nakşi, Halidi, Şeyh, Hasan Hilmi