Journals / Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi / 2019 / Cilt: 0 - Sayı: 47
TURKISH FOREIGN POLICY DURING THE SECOND WORLD WAR: NEUTRALITY, DIPLOMACY AND STATECRAFT
- Pages
- 445–463
- DOI
- —
Abstract
The aim of this article is to revisit the questions of how and why Turkey stayed neutral duringthe Second World War. It was obvious that neither its economy nor its military capacity was enoughpowerful to afford such a big war for a long time. However, the role of diplomacy and statecraftcannot be ignored in this process, too. Indeed, Turkish decision-makers as political leaders anddiplomats who experienced devastating effects of many wars were not in favor of entering into anywar. Although some may think or argue that if Turkey had entered the war on the side of the Allieswhen they began to pressure for it, it could gain a lot of advantages after the war. However, as thisresearch article has also demonstrated, such arguments are completely groundless for three significantreasons: When, how and in which side should Turkey join the war while the policies of warringparties and the winning side of the war appeared to change from time to time until towards the end of1944? At that time none wanted Turkey to participate actively in the war on their side. On the otherhand, there is no doubt that if Turkey fought in the war, this would cost many more million lives in
Özet
Bu makalenin amacı İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin nasıl ve niçin tarafsız kaldığı konusunu yeniden değerlendirmektir. Oldukça açıktır ki ne ekonomisi ne de askeri kapasitesi, Türkiye’nin böyle bir savaşa girmesi için müsaitti. Ancak bu süreçte diplomasinin ve devlet idaresi konusunun oynadığı rol hiç de küçümsenmemelidir. Gerçekten de dönemin -zaman zaman her iki rolü deoynayan-diplomatlarının ve siyasal liderlerinin tarihsel deneyimleri, onların bu savaşa girmemelerinde önemli bir rol oynamıştır. Buna rağmen, bugün bazıları hala İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefikler davet ettiğinde savaşa girmiş olsaydı Türkiye’nin birtakım avantajlar sağlamış olacağını iddia etmektedir. Oysa bu araştırma açıkça göstermektedir ki bu iddialar, ekonomik ve askeri gerekçelerin yanında, ne zaman, nasıl ve hangi tarafta Türkiye savaşta yer almalıydı sorularına bir cevap verilmeden basit birer iddia olmanın ötesine geçemezler. Öte yandan, hiç şüphe yok ki kiminle müttefik olduğuna bakmaksızın, Türkiye bu savaşta yer almış olsaydı, baştan ayağa yıkılmış bir ülkeye dönüşmenin yanında, kesinlikle milyonlarca insanını da kaybetmiş olacaktı. Eğer bunun böyle olmamış olması bir başarı ise, bu başarı tarihsel deneyimlerine yaslanarak ve esnek politikalar takip ederek diplomasi ve devlet idaresi görevlerini yerine getiren dönemin liderlerine ait olmalıd