Journals / Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi / 2016 / Cilt: 0 - Sayı: 36
Melez Bir Söylem: Latin Amerikan Büyülü Gerçekçiliğinden İngiliz Sömürgecilik Sonrası Dönem Postmodern Romanına
- Pages
- 38–50
- DOI
- —
Abstract
The aim of this study is to theoretically trace the evolution of Latin American magic realism, of the early 20th century, into the British postcolonial postmodern novel, of the late 20th century. In many contemporary British novels, postmodern narrative strategies and postcolonial subject matter are amalgamated within magic realist frameworks. Through this blending, these novels contribute to the enrichment of both the postmodern and the postcolonial discourses by eliminating the hierarchy between conventional binary oppositions, such as between reality and magic, 'us' and 'them,' and the West and the East. A unique recontextualization in itself, postcolonial postmodern fabulation enables opening up a hybrid discourse in which alternative representations of (post)colonial experiences can be articulated, as well as valued. Yet the fact that the roots of this discourse lie in Latin American magic realism is almost always overlooked. To this end, this study clarifies the close links among these various literary and cultural perspectives to suggest that the resulting discourse, which is essentially hybrid, bridges the postcolonial and the postmodern.
Özet
Bu çalışmanın amacı, erken 20. yüzyıl Latin Amerikan büyülü gerçekçiliğinin, geç 20. yüzyıl İngiliz sömürgecilik sonrası dönem postmodern romanına nasıl dönüştüğünü kuramsal olarak incelemektir. Birçok çağdaş İngiliz romanında postmodern yazım yöntemleri ve sömürgecilik sonrası dönem konuları büyülü gerçekçilik çerçevesinde bir araya getirilmektedir. Bu harmanlama sonucu, bu romanlar, gerçek ve gerçek ötesi, 'biz' ve 'onlar,' ve Batı ve Doğu gibi geleneksel ikilemlerde kaçınılmaz olarak var olan hiyerarşik düşünceyi yıkarak hem postmodern hem de sömürgecilik sonrası dönem söylemlerinin zenginleşmesine katkıda bulunmaktadır. Kendi başına eşsiz olan bu yeni çerçeve, sömürgecilik dönemi ve sonrası deneyimlerinin ifade edilebileceği ve değer görebileceği alternatif temsillerin ortaya konabilmesi için melez bir söylem oluşturulmasını mümkün kılmaktadır. Ancak bu söylemin köklerinin Latin Amerikan büyülüğü gerçekçiliğine dayanır olması sıklıkla gözden kaçan bir unsurdur. Bu amaç doğrultusunda, bu çalışma çeşitli edebi ve kültürel bakış açılarının arasındaki yakın bağlantıları tartışmayı ve ortaya çıkan ve özünde melez olan bu yeni söylemin sömürgecilik sonrası dönem ve postmodernizm arasında bir köprü oluşturduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.