Journals / Flora İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Dergisi / 2021 / Cilt: 26 - Sayı: 2
An Ongoing Debate Regarding the Etiology ofObsessive-Compulsive Disorder:Latent Toxoplasma gondii Infection
- Pages
- 277–284
- DOI
- —
Abstract
Introduction: The hypothesis that Toxoplasma gondii may be responsible for psychiatric disorders due to its neurotropic nature and theability of modulating neurotransmitter systems has been frequently discussed in recent years. The aim of the study was to investigateT. gondii seroprevalence in patients with obsessive-compulsive disorder and healthy volunteers living in Isparta region of Turkey, and toassess the possible relationship between T. gondii and obsessive-compulsive disorder. Materials and Methods: Thirty-eight patients with obsessive-compulsive disorder and 48 healthy controls were enrolled in the study.Sociodemographic data, probable risk factors for T. gondii infection and clinical features were evaluated. Serum anti-T.gondii IgMand IgG levels were determined by using chemiluminescence immunoassay method (Roche Cobas e601 analyzer, Roche Diagnostics,Mannheim, Germany). Results: Anti-T.gondii IgG seropositivity rates were found to be 15.8% and 18.8% in the patient group and the control group, respec tively. No statistically significant association was detected between T. gondii IgG seropositivity and obsessive-compulsive disorder (p=0.719). In the study population, advanced age, low education level, low socioeconomic status, living in a rural region and consumptionof unwashed raw vegetable or fruit were found to be the significant risk factors for T. gondii infection (p< 0.05).Conclusion: Our preliminary findings do not support the hypothesis that T. gondii infection is related to obsessive-compulsive disorder.Further comprehensive studies are required to confirm our results.
Özet
Giriş: Son yıllarda, Toxoplasma gondii’nin nörotropik özelliği ve nörotransmitter sistemlerini modüle etme yeteneği nedeniyle psikiyatrikbozukluklardan sorumlu olabileceği hipotezi sıkça tartışılmaktadır. Çalışmanın amacı, Isparta bölgesinde yaşayan obsesif kompulsifbozukluğu olan hastalarda ve sağlıklı gönüllülerde T. gondii seroprevalansını araştırmak ve T. gondii ile obsesif kompulsif bozuklukarasındaki olası ilişkiyi değerlendirmektir. Materyal ve Metod: Çalışmaya obsesif kompulsif bozukluğu olan 38 hasta ve 48 sağlıklı kontrol alındı. Sosyodemografik veriler, T.gondii infeksiyonu için olası risk faktörleri ve klinik özellikler değerlendirildi. Serum anti-T. gondii IgM ve IgG düzeyleri kemilüminesansimmunoassay yöntemi (Roche Cobas e601 analyzer, Roche Diagnostics, Mannheim, Almanya) kullanılarak belirlendi. Bulgular: Anti-T. gondii IgG seropozitiflik oranları hasta grubunda ve kontrol grubunda sırasıyla %15.8 ve %18.8 olarak bulundu. T.gondii IgG seropozitifliği ile obsesif kompulsif bozukluk arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p= 0.719). Çalışmapopülasyonunda, ileri yaş, düşük eğitim düzeyi, düşük sosyoekonomik durum, kırsal bölgede yaşama ve yıkanmamış çiğ sebze veyameyve tüketimi T. gondii infeksiyonu için anlamlı risk faktörleri olarak bulundu (p< 0.05). Sonuç: Bulgularımız, T. gondii infeksiyonunun obsesif kompulsif bozuklukla ilişkili olduğu hipotezini desteklememektedir. Sonuçlarımızındoğrulanması için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.