Journals / Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2013 / Cilt: 9 - Sayı: 17

Can the Holy Theological School of Halki be reopened?

Heybeliada Ruhban okulu yeniden açılabilir mi?

Pages
105–134
DOI
—

Abstract

The Holy Theological School of Halki, established on October 1, 1844, in order topromote unity among the Orthodox population on theological issues, regulations andpractices of the creed had been constructed as a facility of the Greek Patriarchate of thePhanar and served for training and instructing clergy to the affiliated metropolitans andchurches. The restrictive clause amended by the Supreme Court on 1971 stating all privateuniversities to be monitored and controlled by the State was disavowed by thePatriarchate and it preferred to close down the Department of Theology. As of 1971- 1972 academic year, it began to operate as Private High School of Halki for Boys. Thestate, characteristically as a regulative institution, devised to monitor and control theeducational activities. As the clause amended the state control over schools was notaccepted by the Patriarchate, the Holy Theological School of Halki has not beenresumed hitherto. Patriarchate, exclusively for the Theological School, demands a suigeneris privilege through performing self-determination of the intramural activities andenrolling international students, instructors and scholars to the Theological School.Such demands complying with the ecumenical allegations of the Patriarchate, has ancontradicting nature to the essence of Lausanne Treaty and other internationalconventions as well as Turkish codes of law. On issues concerning the Theological School of Halki, Turkey has been acting withinthe framework of secularism, equality and the principle of reciprocity as stated inLausanne Treaty and Turkish Republic Codes of Law. The issue of re-openingTheological School as an international case rather than a domestic one, with theinitiative of the Patriarchate resulted as multi-dimensional pressure on Turkey, andinstigated an international debate generating a matter well beyond the domestic affair ofthe state. For its particulars, on the brink of accession to the European Union, anyattempt to re-open the Theological School could set an example leading to resumeother religious schools, will provoke many issues within Turkey and most likely bedifficult for the secular statehood to tackle with. Therefore, historical facts should notbe neglected while looking for possible solutions.

Özet

Ortodokslar arasında teolojik konular, kurallar ve ibadet şekli açısından birlik sağlamakamacıyla 1 Ekim 1844te Patrikhaneye bağlı olarak hizmete açılan Heybeliada RuhbanOkulu, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde Fener RumPatrikhanesinin, diğer bağlı metropolitlikler ve kiliselerin din adamı ihtiyacınıkarşılamıştır.1971 yılında özel üniversitelere devlet denetiminde olma şartını getiren AnayasaMahkemesinin kararına uymak istemeyen Patrikhane, Heybeliada Ruhban OkulununTeoloji Bölümünü kapatmayı tercih ederek, 1971-1972 öğretim yılından itibarenHeybeliada Özel Rum Erkek Lisesi olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Devlet,düzenleyici kurum olma vasfından hareketle eğitim öğretim faaliyetlerinin devletgözetiminde ve denetiminde yapılmasına karar vermiştir. Devlet denetiminin Patrikhanetarafından kabul edilmemesi nedeniyle, Heybeliada Ruhban Okulu şimdiye kadaraçılamamıştır. Patrikhane aslında, kendisine has bir ayrıcalık talep ederek okulun kendidenetiminde, yabancı öğrenci ve öğretmen kabul edecek şekilde yeniden açılmasınıistemektedir. Patrikhanenin Ekümeniklik iddialarıyla da örtüşen bu istek, TürkiyeCumhuriyeti yasalarına olduğu gibi Lozan Antlaşmasının ruhuna ve uluslararası diğersözleşmelere aykırı bir imtiyaz talebi niteliğindedir.Türkiye, Ruhban Okulu konusunda laiklik, eşitlik ve Lozanda belirtilen karşılıklılıkilkesi ve T.C. kanunları çerçevesinde hareket etmektedir. Heybeliada Ruhban Okulununyeniden açılması meselesi, Patrikhanenin girişimleri nedeniyle Türkiyenin iç meselesiolmaktan çıkarak uluslararası alanda tartışılmaya başlanmış ve Türkiye üzerine çokboyutlu baskılara dönüşmüştür. Özellikle Türkiyenin ABye giriş sürecinde, ABkriterleri olarak dayatılan Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasına müsaade edilmesidurumunda, diğer dinî okulların açılmasına da örnek teşkil edeceği, bu durumun laikTürkiye açısından sonradan çözülemeyecek birçok sorunu beraberinde getireceğimuhakkaktır. Bu nedenle; çözüm arayışlarında tarihî gerçeklerin göz ardı edilmemesigerekmektedir.