Journals / Uluslararası Hematoloji-Onkoloji Dergisi / 2020 / Cilt: 30 - Sayı: 1

The Frequency and Determinants of Metabolic Syndrome in Operated Patients with Stage I-III Breast Cancer

Opere Evre I-Iii Meme Kanseri Hastalarında Metabolik Sendrom Sıklığı ve Belirleyicileri

Pages
1–10
DOI
—

Abstract

Metabolic syndrome is a clinical condition with a combination of multiple cardiac risk factors including obesity, insulin resistance,hypertriglyceridemia, low HDL, and hypertension. There is serious evidence that metabolic syndrome increases the risk of breastcancer. In this study, we aimed to define the frequency and determinants of metabolic syndrome in operated patients with stage I-IIIbreast cancer. Operated patients with stage I-III breast cancer who admitted to our clinic between April 2009 and April 2018 wereexamined cross-sectionally. Metabolic syndrome was defined according to NCEP criteria. Metabolic syndrome criteria, demographicdata, tumor size, grade, lymph node, estrogen-progesterone, HER2 status, and chemotherapy / endocrine treatment histories wereobtained from patients and hospital records. 700 patients with a median age of 50.6 were analyzed. Tamoxifen was given to 194 patients and aromatase inhibitors were given to 240 patients. Any hormonal therapy was not given to 266 patients (new diagnosis and/or triple-negative patients). Metabolic syndrome was observed in 43.1% of patients according to NCEP criteria. Metabolic syndromewas found to be more frequent in the group receiving aromatase inhibitor than the group receiving tamoxifen (53.4% vs. 24.7%, p

Özet

Metabolik sendrom obezite, insulin rezistansı, hipertrigliseridemi, düşük HDL ve hipetansiyondan oluşan multiple kardiyak risk faktorlerinin birlikteliğinden oluşan bir durumdur. Metabolik sendromun meme kanseri riskini artırdığı yönünde ciddi bulgular vardır. Bu çalışmada opere evre I-III meme kanserli hastalarda metabolik sendrom sıklığı ve belirleyicileri tanımlamayı amaçlandı. Kliniğimize Nisan 2009-Nisan 2018 tarihleri arasında başvuran opere evre I-III meme kanserli hastalar kesitsel olarak olarak incelenmiştir. Hastalarda metabolik sendrom tanımı NCEP kriterlerine göre yapılmıştır. Metabolik sendrom kriterleri, demografik veriler, tümör boyutu, grade, lenf nodu, östrogen, progesteron, HER2 durumu ve kemoterapi/endokrin tedavi hikayeleri hastalardan ve hastane kayıtlarından öğrenilmiştir. Ortanca yaşı 50.6 olan 700 hasta analiz edildi. 194 hasta tamoksifen, 240 hasta aromataz inhibitörü alıyordu. Geri kalan 266 hasta hormonal tedavi almıyor idi (yeni tanı ve/veya triple negatif hastalar). NCEP kriterlerine göre hastaların %43.1’inin metabolik sendromu vardı. Aromataz inhibitörü alan grupta tamoksifen alan gruba göre metabolik sendrom daha sık bulundu (%53.4 vs. %24.7, p< 0.001). Herhangi bir hormonal tedavi almayan grupta ise MS sıklığı %48.2 idi. Postmenapozal hasta grubunda premenapozal olan gruba göre metabolik sendrom daha sıktı (%49.0 vs. %26.1 p< 0.001). HER2 pozitif tümörlü ve oral kontraseptif kullanma öyküsü olan hasta gruplarında metabolik sendrom sıklığı daha düşük bulundu (%33.9 vs. %44.0 HER2, p= 0.11 ve %37.7 vs. %40.8 oral kontraseptif kullanım öyküsü, p= 0.25). Hastaların %75.1’i adjuvan kemoterapi almıştı. Adjuvan kemoterapi alan ile almayan grup arasında metabolik sendrom sıklığı açısından fark yoktu. Metabolik sendrom varlığı ile östrogen/progesteron reseptör durumu, tümor boyutu, lenf nodu, evre, grade, hormon replasman tedavisi, kemoterapi ve sigara içme öyküsü arasında istatistiksel anlamlı bir korelasyon saptanmadı. Opere evre I-III meme kanserli hastaların %43.1’inin metabolik sendromu vardı. Adjuvan aromataz inhibitorü kullanan hasta grubunda daha sık metabolik sendrom saptanırken, oral kontraseptif ve HER2 poziitif hasta grubunda daha az metabolik sendrom tespit edildi. Bu bulgularla aromataz inhibitörlerinin metabolik sendrom gelişimi sürecine bir katkısı olabileceği anlaşılmaktadır. Bu ilişkiyi açıklayacak prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır