Journals / TYB Akademi Dil Edebiyat ve Sosyal Bilimler Dergisi / 2021 / Cilt: 31 - Sayı: 31
The Turkey’s Approach to the Maritime Delimitation Disputes in the Eastern Mediterranean Sea and the Maritime Delimitation Agreement between Turkey and Libya
- Pages
- 90–105
- DOI
- —
Abstract
The core of the disputes in the Eastern Mediterranean Sea that started to be experienced in the early 2000s is the delimitation of the continental shelf and exclusive economic zone, where riparian countries have exclusive sovereign rights over natural resources. Although the delimitation is the essence of the disputes, it has been clearly experienced that many more related problems arise. They demonstrate themselves mostly within the framework of the objections expressed towards the bilateral delimitation agreements and natural resource-related activities. The recently signed agreement between Turkey and Libya under the title of the Memorandum of Understanding to delimit the maritime jurisdictional areas between the two sides is subject to legal objections from certain countries including Greece. This means that some legal and political difficulties will continue to be experienced in the Eastern Mediterranean in the future. The Memorandum has, on the other hand, established a new legal and political stage as to the Turkey’s legal approach, which all need to be examined.
Özet
Doğu Akdeniz’de 2000’li yılların başında yaşanmaya başlanan deniz alanlarına ilişkin sorunların esasını, kıyıdaş ülkelerin doğal kaynaklar üzerinde münhasır egemen yetkilere sahip oldukları kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge alanlarının (deniz yetki alanları), kıyıdaş ülkeler arasında paylaşılması (sınırlandırılması) oluşturmaktadır. Sorunun esası bu olmakla birlikte, bu temel sorundan kaynaklı daha birçok ilişkili sorunun daha yaşandığı görülmektedir. Sorunlar kendilerini, yapılan ikili sınırlandırma antlaşmalarının bütün taraflarca tanınmaması ve doğal kaynak bağlantılı faaliyetlere yapılan itirazlar biçiminde göstermektedir. Yakın zamanda Türkiye ile Libya arasında imzalanan ve iki taraf arasında deniz yetki alanlarını sınırlandıran Mutabakat, başta Yunanistan olmak üzere bazı ülkelerin hukuki itirazlarına konu olmuştur. Bu durum, Doğu Akdeniz’de bundan sonraki süreçlerde de bazı hukuki ve siyasi zorlukların yaşanmaya devam edeceği anlamına gelmektedir. Bununla birlikte Mutabakat’ın, bölgede deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin yeni bir hukuki ve siyasi aşama başlattığı ve Türkiye’nin hukuki yaklaşımları açısından, üzerinde analizler yapılması gereken önemli yansımalar oluşturduğu söylenebilir.