Journals / Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derg. / 2003 / Cilt: 11 - Sayı: 3
Surgical treatment of 218 pessure sores in 143 patients and analysis of outcomes
- Pages
- 165–171
- DOI
- —
Abstract
Pressure sores occur commonly inpatients with spinal cord injury and in elderly patients requiring long-term institutional çare. Although relatively superficial lesions generally heal in responce to local wound çare, higher grade III and IVlesions require surgical treatment. Although a variety of flaps have contributed significantly to the management of these lesions, reconstruction of pressure sores remains a diffıcult problem. We rewieved the outcomes of 218 pressure sores in 143 patients underwent surgical treatment between 1996 and 2001. They have been rewieved and compared with literatüre about risk factors, location ofwounds, the methods used for closure, complications, recurrence rate in these patients. 92 patients were men and 51 were women. Spinal cord injury was the most frequent risk factor (%76). The anatomic localisation of the sores were as follows: 88 sacral, 76 ischial, 50 trochanter and 4 others. Our prefered options were generally regional fasciocutaneous flaps for sacral pressure sores, posterior thigh and tensorfascia lata flaps for ischial sores, lateral thigh and tensorfascia lata flaps for trochanter sores. The Department of Physical Therapy and Rehabilitation also directs a complete rehabilitation and education program for them. Suture line dehiscence is the most common complication (%9). Recurrence rate was %21 andsimilar to previous reports. Our data sufficiently demonstrate that markedly improved and durable clinical results can be achievedfor this large patient population.
Özet
Bası yaraları özellikle spinal kord travmalı hastalar ile uzun dönem yatarak tedavi gören yaşlı hastalarda görülmektedir. Yüzeyel lezyonlar (Evre I, II) genellikle lokal yara bakımı ile iyileşebilirlerken, ileri evredeki (evre III, IV) lezyonlarda cerrahi tedavi gerekmektedir. Çeşitli fleplerin bası yaralarının tedavisinde önemli katkılarının olmasına rağmen, yine de tedavide zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu çalışmada 1996-2001 yılları arasında cerrahi tedavileri yapılan 143 hastadaki 218 bası yarasının sonuçları risk faktörleri, lokalizasyon, kullanılan metod, komplikasyonlar ve rekurrens açısından literatür ile karşılaştırılarak değerlendirildi. Hastaların 92 'si erkek 51 'i bayandı. Spinal kord yaralanması en sık görülen risk faktörüydü (%76). Anatomik dağılım; 88 sakral, 76 iskial, 50 trokanter ve 4 diğer bölgeler şeklindeydi. Tedavide en çok tercih ettiğimiz yöntemler; sakral bası yaralarında bölgeselfasyakutanflepler, iskial bası y aralarında posterior uyluk ve tensorfasya lata flepleri, trokanterik bası yaralarında ise lateral uyluk ve tensorfasya lataflepleriydi. Ayrıca Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Klinikleri hastaların preoperatif ve postoperatif rehabilitasyon ve eğitim programlarımı yönlendirdiler. Sütur hattında ayrılma (%9) en sık karşılaşılan komplikasyondu. Rekurrens oranı %21 'di ve literatürdeki veriler ile uyumluydu. Sonuç olarak elde ettiğimiz veriler bası yaralı hastalarda iyi bir ön hazırlık ve cerrahi tedavi ile bu hasta grubunda iyi ve sürekliliği olan sonuçların alınabileceğini göstermektedir.