Journals / Türk Pediatri Arşivi / 2017 / Cilt: 52 - Sayı: 1
Assessment of tumors in children with tuberous sclerosis: a single centre's experience
- Journal
- Türk Pediatri Arşivi
- Pages
- 30–34
- DOI
- —
Abstract
Aim: As a result of mutations in TSC1 (9q34) and TSC2 (16p13.3) tumor supressor genes, the mammalian target of the rapamycin (mTor) signaling pathway is overactivated in patients with tuberous sclerosis. Abnormal cell proliferation and differentiation is responsible for the growth several different tumors. The aim of this study was to review tumors in our patients with tuberous sclerosis. Material and Methods: Thirty-six patients with tuberous sclerosis were reviewed retrospectively in terms of age, sex, family history, clinical findings, presence of tumors, and treatments. Results: Our study included 36 patients (18/18:M/F) aged between two days and 17 years with a median age of 6 years. There were hypopigmented spots in 30 patients, seizures in 28 patients, and a family history in 11 patients. Tumors related to tuberous sclerosis were renal angiomyolipomas in 21 patients, cardiac rhabdomyomas in 11, subependymal giant cell astrocytomas in seven, and non renal hamartoma in one patient. Everolimus treatment was used in only two patients because of hemodynamic instability. Conclusions: Tuberous sclerosis is a multisystemic disease characterized by the presence of various benign tumors and neurologic disorders. Renal angiomyolipomas, cardiac rhabdomyomas, and subependymal giant cell astrocytomas are commonly observed in patients with tuberous sclerosis. mTOR inhibitors such as everolimus and sirolimus have been increasingly used in the treatment of these tumors. However, the duration and optimal dose of mTOR inhibitors is still controversial and should be used in selected cases.
Özet
Amaç: Tuberosklerozda TSC-1 (9q34) ve TSC-2 (16p13.3) tümör baskılayıcı genlerindeki genetik mutasyon sonucu mTOR yolağında aşırı etkinlik olur. Buna bağlı anormal hücre çoğalması ve farklılaşması tümör oluşumundan sorumludur. Bu çalışmada tuberoskleroz tanısı ile izlenen hastalarımızın klinik bulgularının ve bu hastalarda görülen tümörlerin özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Kliniğimizde tuberoskleroz tanısı ile izlenen 36 hastanın yaş, cinsiyet, tanı yaşı, izlem süresi, aile öyküsü, tutulum yeri, klinik bulguları, tümör varlığı, tedavi bilgileri kaydedilerek geriye dönük olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya alınan 36 hastanın 18'i erkek, 18'i kızdı. Ortanca tanı yaşları altı yaş (2 gün-17 yaş) olarak saptandı. Otuz hastada başvuruda (%83) hipomelanotik maküller, 28'inde (%78) herhangi bir nöbet şekli, 11 hastada (%31) aile öyküsü vardı. İncelenen yedi hastada subepandimal dev hücreli astrositom, 21 hastada anjiomiyolipom, 11 hastada kardiyak rabdomiyom ve bir hastada retroperitoneal böbrek dışı hamartom saptandı. İki hastada kardiyak rabdomiyom için Everolimus ( mTOR baskılayıcı) kullanıldı.Çıkarımlar: Tuberoskleroz çok sayıda sistemi tutan, benin tümörler ve nörolojik bozuklukların eşlik ettiği bir hastalıktır. Tuberoskleroza bağlı böbrekte angiomiyolipom, kardiyak rabdomiyom ve subepandimal dev hücreli astrositomlar görülmektedir. mTOR yolağının aşırı etkinliğinden kaynaklandığı düşünülen bu tümörlere yönelik mTOR baskılayıcı sirolimus, everolimus gibi ilaçlar son yıllarda artan oranda tedavide kullanılmaktadır. Bu hastalarda mTOR baskılayıcı ilaç tedavisi, süresi, dozu halen tartışmalıdır.