Journals / Türk Patoloji Dergisi / 2008 / Cilt: 24 - Sayı: 3
Sitokeratin 7, 10 ve 20'nin böbrek hücreli karsinom ve onkositom tanısındaki yeri
- Journal
- Türk Patoloji Dergisi
- Pages
- 140–146
- DOI
- —
Abstract
Renal cell carcinoma is the most frequent renal epithelial tumor having various subtypes differing in their prognosis and therapeutic response. In most cases it is possible to distinguish subtypes on the basis of histology alone, however, there are diagnostic difficulties for the tumors having granular/eosinophilic cells which create morphologic similarities not only between the subtypes of renal cell carcinoma, but also, between a benign tumor and renal oncocytoma. To achieve correct diagnosis, immunohistochemical analysis focused on cytokeratin (CK) proteins has been used increasingly. We examined the diagnostic utility of CK7, CK10, and CK20 in the classification of renal epithelial tumors based upon an immunohistochemical analysis. The study included tissue macroarray (4 mm) blocks of 83 renal cell carcinomas (62 clear cell, 6 chromophobe, 13 papillary, 2 unclassified subtype), and 6 renal oncocytomas. Fuhrman nuclear grade of the tumors, divided into low (grades 1, 2) and high nuclear grade (grades 3, 4) was negatively correlated with CK7 expression (p=0.001). Diffuse and significantly higher CK7 expression was found in “non-clear cell” (chromophobe and papillary) subtypes than in clear cell renal cell carcinomas (p=0.001). Of 6 renal oncocytomas, 4 was focally positive for CK7. The results demonstrate that, diffuse and strong CK7 immunoreactivity supports the diagnosis of “non-clear cell” subtype versus clear cell renal cell carcinoma and renal oncocytoma. Seldom CK20 reactivity of the tumors did not show any significance, and the tumors were totally unreactive to CK10 which eliminates diagnostic utility of CK20 and CK10 in the classification of renal epithelial tumors.
Özet
Böbrek hücreli karsinom erişkin böbrek epitelyal tümörlerinin büyük kısmını oluşturmakta, prognoz ve tedaviye cevap farklılığı gösteren değişik histopatolojik subtipler içermektedir. Böbrek hücreli karsinom subtiplerinin birbirinden ve onkositomdan ayırımı önemlidir. Böbrek hücreli karsinom subtipleri genellikle rutin histopatolojik incelemeyle ayırt edilebilirken, başlıca granüler/eozinofilik hücre içeren örnekler olmak üzere tanı güçlüğü yaratan durumlar yaşanabilmektedir. Böbrek hücreli karsinom subtipleri ile malign ve benign böbrek tümörlerinin ayırımında yer alabilecek sitokeratin proteinleri bulmak üzere giderek artan immünhistokimyasal çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada böbrek hücreli karsinom subtiplerinin kendi aralarında ve böbrek onkositomu ile ayırt edilmelerinde CK7, CK10 ve CK20'nin yeri araştırılmıştır. Çalışmada 62 “şeffaf” hücreli, 6 kromofob, 13 papiller ve 2 sınıflandırılamayan böbrek hücreli karsinom subtipleri ile 6 böbrek onkositomu yer almıştır. Tümörlerde Fuhrman nükleer grade tayin edilmiş ve tümörler düşük ve yüksek nükleer grade gösterenler olmak üzere iki grupta değerlendirilmiştir. Makroarray bloklara uygulanan immünhistokimyasal analiz CK7 ekspresyonu ile nükleer grade arasında zıt ilişki göstermiş (p=0.001), “nonşeffaf” hücreli subtiplerin (kromofob ve papiller) “şeffaf” hücreli subtipe göre belirgin artmış CK7 ekspresse ettiği gösterilmiştir (p=0.001). Onkositom 4 tümörde fokal dağınık CK7 pozitifliği geliştirmiştir. Tümörler CK10 ile tümüyle nonreaktif izlenirken, CK20 ile çok sınırlı ekspresyon göstermiştir. Bu çalışma, yaygın ve kuvvetli CK7 ekspresyonunun “non-şeffaf” hücreli böbrek hücreli karsinom subtiplerini “şeffaf” hücreli böbrek hücreli karsinom ve böbrek onkositomundan ayırmada önemli yeri olduğunu, CK7 ekspresyonu ile nükleer grade arasında zıt ilişki bulunduğunu göstermiş, CK10 ve CK20'nin ayırımda yeri olmadığı saptanmıştır.