Journals / Türk Otorinolarengoloji Arşivi / 2016 / Cilt: 54 - Sayı: 3
Tükrük Bezi Kitlelerininin Tedavisinde İnce İğne Aspirasyon Biyopsisinin Rolü
- Pages
- 105–111
- DOI
- —
Abstract
Objective: Fine-needle aspiration biopsy (FNAB) iswidely used in the management of salivary gland masses.Its main advantage is its ability to differentiate benignfrom malignant disease. In this study, we aimed to evaluatethe diagnostic ability of FNAB in salivary glandmasses.Methods: The records of patients who had undergoneFNAB before parotidectomy or submandibular glandexcision between 2005 and 2013 were retrospectivelyanalyzed. FNAB results were classified as negative,positive, suspicious for malignancy, and non-diagnostic.Preoperative FNAB results were compared with definitivehistopathological results. The sensitivity, specificity,positive predictive value (PPV), negative predictive value(NPV), and accuracy of FNAB results were calculated.Results: A total of 285 patients were enrolled. Amongthem, 230 (80.7%) had parotid gland and 55 (19.3%)had submandibular gland masses. Following a definitivehistopathological examination, the most common benigntumor was pleomorphic adenoma (52.6%), whereasmalignant tumors were mucoepidermoid carcinoma(2%) and squamous cell carcinoma (2%). The sensitivity,specificity, PPV, NPV and accuracy of FNAB resultswere 76.9%, 95.4%, 75%, 95.9%, and 92.6%, respectively.The rate of a suspicious cytology was 5.2% (15 patients)and that of a non-diagnostic cytology was 8.8% (25 patients). Conclusion: FNAB is a safe and simple diagnostic toolfor the diagnosis of salivary gland masses and has a relativelyhigh sensitivity and specificity. It may providevaluable information for patient counselling and surgicalplanning. The major drawbacks include a lower sensitivitythan specificity and a relatively high rate of non-diagnosticresults.
Özet
Amaç: İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB), tükrük bezi kitlelerinin yönetiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Benign hastalığı, malign hastalıktan ayırabilme özelliği, bu tekniğin en önemli avantajı olarak bilinmektedir. Bu çalışmada, tükrük bezi kitlelerinde İİAB'nin tanısal değerlendirmedeki rolü incelenmeye çalışılmıştır. Yöntemler: 2005-2013 yılları arasında, parotidektomi ve submandibüler bez eksizyonu öncesinde İİAB yapılmış hastaların kayıtları geriye dönük olarak incelendi. İİAB sonuçları malignite açısından negatif, pozitif, şüpheli ve tanısal olmayan olarak sınıflandırıldı. Preoperatif İİAB sonuçları, postoperatif histopatoloji sonuçları ile karşılaştırıldı. İİAB'nin duyarlılık, özgüllük, pozitif öngörü değeri (PÖD), negatif öngörü değeri (NÖD) ve doğruluk değerleri hesaplandı. Bulgular: Toplamda 285 hasta çalışmaya dahil edildi. 230 (%80.7) hastada parotis bezi, 55 (%19.3) hastada ise submandibüler bez kitlesi mevcuttu. Kesin histopatolojik inceleme sonrasında en sık tespit edilen benign tümör pleomorfik adenom (%52.6) iken, en sık tanı koyulan malign tümörler mukoepidermoid karsinom (%2) ve yassı hücreli karsinom (%2) idi. İİAB'nin duyarlılık, özgüllük, PÖD, NÖD ve doğruluk oranları, sırasıyla %76.9, %95.4, %75, %95.9 ve %92.6 olarak belirlendi. Şüpheli sitoloji oranı %5.2 (15 hasta) ve tanısal olmayan sitoloji oranı %8.8 (25 hasta) idi. Sonuç: Tükrük bezi kitlelerinin tanısında kullanılan İİAB, göreceli olarak yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip olan güvenli ve basit bir testtir. Hasta bilgilendirme ve cerrahi planlama açısından değerli bilgiler sağlamaktadır. En önemli dezavantajları arasında duyarlılık değerinin özgüllük değerinden düşük olması ve göreceli olarak tanısal olmayan sonuçların yüksek olması yer alır.