Journals / Türk Otorinolarengoloji Arşivi / 2016 / Cilt: 54 - Sayı: 2
Posterior Epistaksiste Endoskopik Sfenopalatin Arter Ligasyonu: 30 Hastanın Geriye Dönük Analizi
- Pages
- 47–52
- DOI
- —
Abstract
Objective: Although posterior epistaxis is rarely seen, it is an important medical problem that both decreases the quality of life of the patient and causes difficulties in the management for otorhinolaryngologists. In this study, we aimed to present the results of 30 patients who underwent transnasal endoscopic sphenopalatine artery ligation (TESPAL) for posterior epistaxis in our department. Methods: The records of 30 patients who underwent TESPAL from January 2014 to April 2016 were analyzed retrospectively, and the relationship between perioperative factors and need for revision surgery was assessed.Results: The success rate of TESPAL in posterior epistaxis was 90%. There was no relationship between surgical failure and antiaggregant use (p=0.224), anticoagulantuse (p=0.534), hypertension (p=0.564), previousnasal surgery (p=0.279), and bilateral TESPAL application(p=0.279). TESPAL was seen to be effective incases with Osler–Weber–Rendu disease, pregnancy, anduncontrollable epistaxis after rhinoplasty surgery. Mortalitywas seen in one of our patients not related to endoscopicligation in the follow-up period.Conclusion: TESPAL is an effective method in thetreatment of posterior epistaxis. Hypertension, antiaggregantor anticoagulant use, bilateral sphenopalatineartery ligation, and previous nasal surgery do not seemto be factors leading to surgical failure
Özet
Amaç: Posterior epistaksis nadir görülmesine rağmen hem hastanın yaşam kalitesini düşüren hem de kulak burun boğaz hekimlerine tedavide zorluklar çıkaran önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada kliniğimizde posterior epistaksis nedeniyle transnazal endoskopik sfenopalatin arter ligasyonu (TESPAL) uygulanan 30 hastanın verilerini sunmayı amaçladık. Yöntemler: Ocak 2014-Nisan 2016 tarihleri arasında TESPAL uygulanan hastaların kayıtları geriye dönük olarak incelendi ve perioperatif değişkenlerle revizyon cerrahi gereksinimi arasındaki ilişkiler araştırıldı. Bulgular: TESPAL'in posterior epistaksisteki başarı oranı %90'dı. Cerrahi başarısızlık ile antiagregan kullanımı (p=0,224), antikoagulann kullanımı (p=0.534), hipertansiyon (p=0.564), geçirilmiş nazal cerrahi (p=0.279) ya da bilateral TESPAL uygulanması (p=0.279) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki mevcut değildi. Çalışmamızda TESPAL'in Osler Weber Rendu sendromunda, gebelikte ve rinoplasti sonrası durdurulamayan kanamada etkili olduğu görüldü. Bir hastamızın izleminde endoskopik ligasyona bağlı olmayan ölüm görüldü. Sonuç: TESPAL, posterior epistaksis kontrolünde etkin bir yöntemdir. Cerrahi başarısızlıkta hipertansiyon, antiagregan ya da antikoagulan ilaç kullanımı, bilateral sfenopalatin arter ligasyonu, geçirilmiş nazal cerrahi etken olarak gözükmemektedir.