Journals / Türk Osteoporoz Dergisi / 2015 / Cilt: 21 - Sayı: 2
Restless Legs Syndrome with Current Diagnostic Criteria
- Journal
- Türk Osteoporoz Dergisi
- Pages
- 87–95
- DOI
- —
Abstract
Restless legs syndrome (RLS), also known as Willis-Ekbom disease, is a chronic movement disorder, characterized by an urge to move legs usually accompanied by uncomfortable sensations and sleep disorders. The prevalence of the syndrome ranges from 1% to 15% in the general population, and about 2% during childhood. RLS is the most common movement disorder in pregnancy. However RLS still remains underdiagnosed probably due to lack of accurate information about the disease. Family history is positive in 50-70% of the primary RLS patients. The secondary form of the syndrome is associated with iron deficiency, renal failure, pregnancy, diabetes mellitus and many rheumatologic disorders. Secondary forms generally manifest at older ages and have a rapid progression with a poorer prognosis. The pathophysiology of RLS is focused on the dopaminergic system, reduced central nervous system iron levels and genetic linkages. Diagnosis is based on clinical features and the diagnostic criteria suggested by International RLS Study Group. Secondary causes must be carefully investigated before the treatment. In mild forms of the disease non-pharmacologic therapies might be useful, while in moderate or severe forms of the disease generally pharmacologic therapies such as dopamine agonists, anticonvulsants, opioids and benzodiazepines are required.
Özet
Huzursuz bacak sendromu (HBS), Willis-Ekbom hastalığı olarak da bilinen, bacakları hareket ettirme dürtüsü ile karakterize, genellikle rahatsız edici duyular ve uyku bozukluğunun eşlik ettiği kronik bir hareket bozukluğudur. Hastalığın prevalansı genel popülasyonda %1-15 arasında değişmektedir, çocukluk çağında ise %2 civarındadır. HBS gebelikte en sık karşılaşılan hareket bozukluğudur. Buna rağmen, muhtemelen hastalık hakkındaki bilgi eksikliği sebebiyle HBS hala atlanabilen veya yanlış tanı konulan bir hastalıktır. Primer HBS'de aile hikayesi %50-70 oranında pozitiftir. Sendromun sekonder formu demir eksikliği, böbrek yetmezliği, gebelik, diabetes mellitus ve pek çok romatizmal hastalıkla ilişkilendirilmiştir. Sekonder formlar genellikle daha ileri yaşlarda ortaya çıkmakta, hızlı progres ve daha kötü prognoz göstermektedir. HBS'nin patofizyolojisi dopaminerjik sistem, santral sinir sistemi demir düzeyleri ve genetik geçiş üzerine odaklanmıştır. Tanı klinik özellikler ve Uluslararası HBS Çalışma Grubu'nun önerdiği tanı kritelerine göre konulur. Tedaviye başlanmadan önce sekonder sebepler dikkatlice araştırılmalıdır. Hafif formlarda farmakolojik olmayan tedaviler faydalı olabilirken, orta ve şiddetli formlarda dopamin agonistleri, antikonvülzanlar, opioidler ve benzodiazepinler gerekli olmaktadır.