Journals / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2003 / Cilt: 33 - Sayı: 2/1

Primary retinal vasculitis: Clinical characteristics and prognosis

Primer retinal vaskülit: Klinik özellikler ve prognoz

Pages
285–290
DOI
—

Abstract

Aim: Inflammation of retinal vasculature without an underlying infection, systemic disease association, or concomitant ocular disease is termed primary retinal vasculitis. This study was designed to investigate the clinical features and prognosis of this relatively rare disorder. Materyal and Methods: The clinical records of 21 patients (38 eyes) examined from October 1992 to November 2001 at the I.U. Istanbul Faculty of Medicine Department of Ophthalmology with the diagnosis of primary retinal vasculitis were reviewed. All patients had a minimum follow-up of 6 months. None of the patients had an underlying systemic or ocular disease attributable to their retinal vasculitis at presentation or during the follow-up period.Results: Twelve (57.1%) patients were male and 9 (42.9%) were female. Age interval at presentation was 26-67, median age was 38. Fourteen (66.6%) patients had an onset of primary retinal vasculitis at 40 years or younger. Seventeen (81.9%) patients had bilateral and 4 (19.1%) patients had unilateral involvement. Visual acuity in 17 eyes (44.7%) was not affected during the follow-up and was 1.0. A total of 30 eyes (78.9%) had a visual acuity of 0.6 or better at the end of the follow-up. Decreased visual acuity (< 0.5) was due to permanent maculopathy in 4 eyes, a high postoperative astigmatism in 1 eye and ambliopia in 3 eyes. Mean follow-up was 21.3 months (range: 6-96 months). Complications encountered during the follow-up were reti-nal neovascularization (8 eyes), retinal tear (1 eye), branch retinal artery occlusion (1 eye) macular edema (8 eyes) and cataract (3 eyes). Conclusion: Primary retinal vasculitis is a disease of young adults and has a good prognosis.

Özet

Amaç: Retina damarlarının enflamasyonu altta yatan enfeksiyöz etiyoloji, sistemik hastalık veya eşlik eden oküler hastalık olmaksızın görüldüğünde primer retinal vaskülit olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışma nispeten nadir olan bu oküler hastalığın klinik özelliklerini ve prognozunu incelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Materyal ve Metod: Primer retinal vaskülit tanısı ile Ekim 1992 ile Kasım 2001 tarihleri arasında İ.U. İstanbul Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları A.D. Uvea biriminde en az 6 ay süre ile izlenmiş olan 21 olgunun 38 gözüne ait kayıtlar incelendi. Hiçbir olguda retinal vaskülite yol açabilecek sistemik veya oküler hastalık başvuru anında ve takiplerde mevcut değildi. Bulgular: Yirmibir olgunun 12'si (%57.1) erkek ve 9'u (%42.9) kadındı. Olguların başvuru anında yaş aralığı 26-67 iken, median yaş 38 idi. Ondört (%66.6) olguda primer retinal vaskülit başlangıcı 40 yaş veya altında idi. Onyedi (%80.9) olguda tutulum bilateral ve 4 (%19.1) olguda unilateraldi. Onyedi gözde (%44.7) görme keskinliği takip süresince etkilenmemişti ve tamdı. Toplam 30 gözde (%78.9) görme keskinliği takip sonunda 0.6 veya daha iyi idi. Düşük görme keskinliği (< 0.5) sebebi 4 gözde kalıcı makulopati, l gözde yüksek postoperatif astigmatizma ve 3 gözde ambliyopiye bağlı idi. Takip süresi ortalama 21.3 ay (6-96) idi. Takip süresince gelişen komplikasyonlar retinal neovaskularizasyon (8 göz), retina yırtığı (l göz), retinal arter dal tıkanıklığı (l göz), makula ödemi (8 göz) ve katarakt (3 göz) idi. Sonuç: Primer retinal vaskülit daha çok genç erişkinlerde görülen ve prognozu iyi olan oküler bir hastalıktır.