Journals / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2011 / Cilt: 41 - Sayı: 2
Surgical treatment of fourth cranial nerve palsy
- Journal
- Türk Oftalmoloji Dergisi
- Pages
- 78–83
- DOI
- —
Abstract
Purpose: To comparatively evaluate the effects of different surgical techniques on vertical deviation in various clinical types of 4th cranial nerve palsy. Material and Method: We evaluated prospectively thirty-two patients who attended to Strabismus Unit of Ophthalmology Department, Cerrahpasa Medical Faculty with superior oblique palsy (SOP) between September 2007 and May 2009. The cases were divided into 4 groups according to the type of surgery performed: group 1 (n=12) anterior transposition of the inferior oblique muscle for +3 inferior oblique overaction (IOOA); group 2 (n=9) inferior oblique recession for +1 and +2 IOOA; group 3 (n=6) inferior oblique myectomy for +4 IOOA; group 4 (n=5) superior oblique tucking in cases which exhibited superior oblique hypofunction and loose superior oblique tendon without IOOA. The patients were examined pre-operatively and on the 1st day, at 1 week and at 1, 3 and 6 months post-operatively. The amount of squint (prism diopter) was measured. Results: Seventeen patients (53.1%) were male and 15 (46.9%) were female with a mean age of 16.41±11.91 years. Twenty-four cases of SOP (75%) were congenital and 8 (25%) were acquired. The mean decrease in vertical deviation in primary position post-operatively was found statistically significant in all groups. Discussion: A single surgery of inferior or superior oblique muscle was found to be effective and the first-choice treatment for SOP when the indication was given properly.
Özet
Amaç: Dördüncü kranyal sinir felcinde değişik klinik tiplere göre uygulanan farklı ameliyat sonuçlarının vertikal kaymaya olan etkisinin kıyaslamalı olarak değerlendirilmesi. Gereç ve Yöntem: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Şaşılık bölümünde üst oblik felci (ÜOF) nedeniyle Eylül 2007 ve Mayıs 2009 tarihleri arasında takip edilen 32 hasta çalışmaya alınarak prospektif olarak değerlendirildi. Olgular uygulanan cerrahi yöntemlere göre 4 gruba ayrıldı. Birinci grup (n=12): Alt oblik hiperfonksiyonu üç pozitif olan hastalara alt oblik anterior transpozisyonu uygulandı. İkinci grup (n=9): Alt oblik hiperfonksiyonu bir pozitif olan hastalara 8 mm, iki pozitif olan hastalara da 10 mm alt oblik geriletme yapıldı. Üçüncü grup (n=6): Alt oblik hiperfonksiyonu dört pozitif olan hastalara alt oblik myektomi uygulandı. Dördüncü grup (n=5): Alt oblik hiperfonksiyonu göstermeksizin, üst oblik hipofonksiyonu olan ve zorlamalı duksiyon testinde üst oblik tendonu gevşek olarak saptanan hastalara 6-12 mm üst oblik katlama yapıldı. Olguların preoperatif ve postoperatif 1. gün, 1. hafta, 1. ay, 3. ay ve 6. ayda muayeneleri yapılarak kayma miktarları (prizm dioptri) değerlendirildi. Sonuçlar: Olguların 17’si (%53,1) erkek, 15’i (%46,9) kadın idi. Yaş ortalamaları 16,41±11,91 idi. ÜOF olguların 24’ün de (%75) konjenital, 8’in de (%25) akkiz kaynaklıydı. Operasyon sonrasında dört cerrahi uygulama grubunda da vertikal kaymada anlamlı fark saptandı. Tartışma: ÜOF’de endikasyonu uygun olmak koşuluyla izole alt veya üst oblik kas cerrahileri tek başına öncelikli ve etkili bir yöntem olduğu görüşüne varılmıştır. (Turk J Ophthalmol 2011; 41: 78-83)