Journals / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2016 / Cilt: 46 - Sayı: 6

Cataract Surgery after Retinal Detachment Surgery with Arruga's Suture: Case Report

Retinal Dekolman Operasyonunda Arruga Sütürü Kullanılmış Hastada, Katarakt Operasyonu-Olgu Sunumu

Pages
293–295
DOI
—

Abstract

A 56-year old female patient presented to our clinic with a complaint of low vision in her right eye. Twenty-two years earlier she had undergone a scleral buckling operation in her right eye because of retinal detachment. She indicated that vision in her right eye was good after the surgery but had recently been gradually declining. Best-corrected vision acuity was counting fingers at 1 meter in the right eye and 8/10 in the left eye. Anterior segment examination revealed stage 3 nuclear cataract in the right eye. Examination of the right eye was blurred and revealed an area of chorioretinal atrophy posterior to the equator, approximately 3 disc diameters in the peripapillary zone and about 2 disc diameters in the nasal papilla zone. Anteriorly of the equator there was an area of chorioretinal atrophy as well as a narrow, sharply demarcated, shiny 360? suture with high buckling pressure, situated intraretinally but extending into the vitreous in some places. The structure was thought to be made of polyethylene. Around the suture there were retinal atrophic changes. After detailed explanation of the possible surgical complications and after obtaining informed consent, the right eye cataract was removed by phacoemulsification and a foldable intraocular lens was placed into the capsule. During the operation, we worked under low fluid pressure and as atraumatically as possible due to the possibility of intraocular pressure changes and the risk of the suture causing retinal and blood vessel tears or passing completely into the eye and causing intravitreal hemorrhage. A month after an uncomplicated surgery, the posterior segment examination demonstrated a reattached retina and the patient's best corrected visual acuity was 6/10.

Özet

Kliniğimize başvuran 56 yaşındaki kadın hastada sağ göz ile az görme şikayeti vardı. Anamnezinde; 22 yıl önce sağ gözünden retina dekolmanı nedeniyle serklaj operasyonu geçirmiş olduğu, operasyondan sonra görmesinin iyi olduğu, ancak son zamanlarda görmesinde ileri düzeyde azaldığını belirtmekteydi. Yapılan oftalmolojik muayenede, görmeleri sağ; 1 metreden parmak sayma, sol; 0,8 olarak saptandı. Sağ göz ön segment incelemesinde evre 3 nükleer katarakt, solda nükleer skleroz saptandı. Göz içi basınçları normal sınırlar içinde idi. Fundus muayenesinde; sol göz doğal görünümde, sağ gözde ise, flu olarak görülebilen, ekvator arkasında, peripapiller alanda yaklaşık 3 disk çapında ve papilla nazalinde yaklaşık 2 disk çapında korioretinal atrofi alanı saptandı. Ekvator önünde ise korioretinal atrofi alanları ile dar, keskin sınırlı, yüksek serklaj basılı, intraretinal yerleşimli, yer yer vitreus içine uzanan ve 360 derece devamlılık gösteren parlak görünümde, polietilen yapıda olduğu düşünülen sütür tespit edildi. Sütürün çevresindeki retinada atrofik değişiklikler vardı. Hastaya komplikasyonlar konusunda ayrıntılı bilgi verilip onamı alındıktan sonra, sağ göze fakoemülsifikasyon yöntemi ile ameliyatı yapılıp, kapsül içine katlanabilir göz içi lens yerleştirildi. Operasyon sırasında, göz içi basınç değişikliklerinin, sütürün retinayı ve damarları koparıp tümden göz içine geçebileceği ve hemorajiye sebep olabileceği nedeniyle, düşük sıvı basıncı altında ve olabildiğince atravmatik olarak çalışıldı. Komplikasyonsuz bir cerrahiden bir ay sonra, retina yatışık, tashihle görme keskinliği 0,6 olarak saptandı. Serklaj amaçlı olarak kullanılan Arruga sütürünün yıllar sonra göz içerisine invazyonu ile karşılaşılabileceği, bu hastalardaki katarakt cerrahisi gibi operasyonlarda olası komplikasyonlara karşı önlemlerin alınması gerektiği vurgulandı.