Journals / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2021 / Cilt: 51 - Sayı: 1
Multiple Penetrating Eye Wounds Due to Suspected Self-Injury
- Journal
- Türk Oftalmoloji Dergisi
- Pages
- 58–61
- DOI
- —
Abstract
We present a case of a 29-year-old male night watchman complaining of sudden decreased vision, redness, and tearing of the left eye. On anamnesis, trauma was denied and personal past history was relevant for right eye enucleation due to an “eye injury” 8 years prior. At presentation, his visual acuity was 20/200 and intraocular pressure (IOP) was 10 mmHg. Slit lamp examination revealed a 1-mm inferonasal corneal wound and a localized lens opacity associated with extrusion and posterior extension of cortical material in the same quadrant. Echography confirmed posterior lens capsular bag puncture with hyperechogenic material in the anterior vitreous. Intraocular foreign body was ruled out. Topical anti-inflammatory and cycloplegic treatment was initiated with partial visual recovery, IOP rise, moderate anterior chamber inflammatory reaction, and an emergent posterior subcapsular cataract. A pars plana vitrectomy and lensectomy were performed. After surgery and recovery, best-corrected visual acuity with contact lens was 20/15. The patient was followed for 6 years, during which he returned 6 more times with a variety of new findings, such as new corneal leukoma, leakingcorneal wounds, hypotony, choroidal folds, and choroidal detachments, each time with full visual acuity recovery. Some cases of ocular injury and self-mutilation have been described in the context of various psychiatric disorders. Self-inflicted injuries were suspected due to substance abuse, although the patient denied doing so. Referral to a psychiatrist was insisted on several occasions without success. However, potentially life-threatening complications may arise; therefore, psychiatric referral is imperative.
Özet
Yirmi dokuz yaşında, gece bekçisi olarak çalışan, görmede ani azalma, kızarıklık ve sol gözde sulanma şikayeti ile başvuran erkek olguyu sunuyoruz. Hasta anamnezde travma öyküsü olmadığını söyledi ve 8 yıl önce bir “göz yaralanmasına” bağlı sağ gözde enükleasyon olması nedeniyle mevcut kliniği ile geçmiş öyküsü arasında ilişki olduğu düşünüldü. İlk muayenede görme keskinliği 20/200 ve göz içi basıncı (GİB) 10 mmHg olarak ölçüldü. Biyomikroskobik muayenesinde 1 mm inferonazal kornea lezyonu, aynı kadranda lokalize lens opasitesi ve kortikal materyalin posterior ekstrüzyonu ve ekstansiyonu dikkat çekti. Ekografide ön vitreusta hiperekojen materyal ve arka kapsüler lens kesesinde rüptür izlendi. İntraoküler yabancı cisim saptanmadı. Topikal anti-enflamatuvar ve sikloplejik tedavi başlandı. Görmede parsiyel iyileşme ve GİB’sinde artış sağlandı. Ön kamarada orta düzeyde enflamatuvar reaksiyon izlendi ve arka subkapsüler katarakt geliştiği görüldü. Pars plana vitrektomi ve lensektomi yapıldı. Ameliyat ve iyileşme sürecinden sonra kontakt lens ile en iyi düzeltilmiş görme keskinliği 20/15 idi. Hasta 6 yıl boyunca takip edildi. Bu süre zarfında yeni kornea lökomu, sızıntılı kornea yaraları, hipotoni, koroidal katlantılar ve koroid dekolmanı gibi çeşitli yeni bulgularla 6 kez başvurdu ve her seferinde görme keskinliğinde tam iyileşme sağlandı. Oküler yaralanma ve kendine zarar verme olgularının bir kısmı psikiyatrik bozukluklar ile ilişkili bulunmuştur. Hasta bunu reddettiği halde, madde bağımlılığı nedeniyle yaralanmaları kendisinin yaptığından şüphelenildi. Psikiyatriye defalarca sevk edilmesine rağmen başarılı olunamadı. Ancak, yaşamı tehdit edebilecek komplikasyonlar gelişebilir; bu nedenle bu gibi hastaların psikiyatriye sevk edilmesi gerekmektedir.