Journals / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2021 / Cilt: 51 - Sayı: 6

Association Between Skin Findings and Ocular Signs in Rosacea

Rozaseada Deri Bulguları ile Oküler Belirtiler Arasındaki İlişki

Pages
338–343
DOI
—

Abstract

Objectives: To report the most frequent signs in ocular rosacea and evaluate their association with skin findings. Materials and Methods: Fifty-one patients diagnosed with rosacea by a trained dermatologist were evaluated by an ocular surface specialist. A complete ophthalmological examination was performed. Results: In our study, the prevalence of ocular signs in patients with rosacea was 74.5%. The average age at presentation was 50 years and women were more affected than men. The most common findings were lid margin erythema, meibomian gland dysfunction, and blepharitis. Fifteen patients had decreased visual acuity due to complications related to rosacea such as leukoma and corneal neovascularization. Interestingly, patients that had the lowest visual acuity presented with dermatological signs of papules and pustules (p=0.001) and rhinophyma (p=0.023). Two patients who showed subepithelial fibrosis and fornix foreshortening were diagnosed as having ocular cicatricial pemphigoid (OCP) by immunohistopathological analysis of conjunctival specimens. Conclusion: Ocular compromise is common in rosacea. Our study shows that there might be a relationship between the severity of ocular involvement and certain subtypes of cutaneous disease. Rosacea and OCP may coexist. In cases that present with conjunctival fibrotic changes, a diagnostic biopsy is mandatory. Keywords: Rosacea, ocular rosacea, ocular cicatricial pemphigoid, ocular surface disease, dry eye disease

Özet

Amaç: Oküler rozaseada en sık görülen bulguları bildirmek ve bunların deri bulguları ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Deneyimli bir dermatolog tarafından rozasea tanısı konulan 51 hasta oküler yüzey uzmanı tarafından değerlendirildi. Hastalara tam oftalmolojik muayene yapıldı. Bulgular: Çalışmamızda rozasea hastalarında oküler bulguların prevalansı %74,5 olarak tespit edilmiştir. Ortalama başvuru yaşı 50 yıldı ve kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldü. En sık gözlenen bulgular, kapak kenarı eritemi, meibom bezi disfonksiyonu ve blefaritti. On beş hastada lökom ve kornea neovaskülarizasyonu gibi rozasea ile ilişkili komplikasyonlara bağlı görme keskinliğinde azalma vardı. İlginç bir şekilde, en düşük görme keskinliğine sahip hastalar, dermatolojik belirti olarak papül ve püstül (p=0,001) ile rinofima (p=0,023) ile başvurdu. Subepitelyal fibrozis ve forniks kısalması izlenen iki hastaya konjonktiva örneğinin immünohistopatolojik analizi sonucu oküler skarlı pemfigoid (OSP) tanısı konuldu. Sonuç: Oküler tutulum rozaseada yaygındır. Çalışmamız oküler tutulumun şiddeti ile kutanöz hastalığın bazı alt tipleri arasında ilişki olabileceğini göstermektedir. Rozasea ve OSP bir arada bulunabilir. Konjonktival fibrotik değişiklikler ile başvuran olgularda tanısal biyopsi yapılması zorunludur. Anahtar Kelimeler: Rozasea, oküler rozasea, oküler skarlı pemfigoid, oküler yüzey hastalığı, kuru göz hastalığı