Journals / Türk Nöroşirürji Dergsi / 1997 / Cilt: 7 - Sayı: 2
Basic principles in aerial transportation of patients with craniocerebral injury
- Journal
- Türk Nöroşirürji Dergsi
- Pages
- 65–71
- DOI
- —
Abstract
Medical evacuation by air imposes a variety of potential medical problems which may need neurosurgical consultation. These medical problems occur primarily due to altitude. In this study, probable problems specific to aerial transportation of patiens with craniocerebral injury are presented. During a 18 month period 24 patients with craniocerebral injury were transported. All were male and the mean age was 23.95, ± 7.36 years (range: 17-43). Peak cabin altitudes ranged from 3500 to 8000 feet, and average peak altitude was 7000 ± 196. 16 feet. All patients demonstrated a lower oxygen saturation at air than on the ground. Of 24 patients, 12 patients (50 %) demonstrated oxygen saturation decrease (less than or equal to 90 %). In this group, 7 patients' Glasgow coma scores were between 7 and 9. They required continuous supplemental 100 % oxygen administration (4 L/min) to maintain their inflight saturation at or above 90 %. We observed that desaturations in the remaining 5 patients whose Glasgow coma scores ranged from 10 to 15 were easily correctable to above 90 % by applying 100 % oxygen at 4 L/min intermittently. Additionally, we determined that desaturation was significant particularly in anemic (Hb < 10 g/dL) patients. All patients were transported without inflight morbidity or mortality. According to the findings obtained from this study, we conclude that air transportation of patients with craniocerebral injuries can be performed safely by trained medical personnel and a spesifically designed aircraft.
Özet
Hava yolu ile yapılan tıbbi nakiller nöroşirürjiyenlere de danışılması gereken olası tıbbi sorunlar içerir. Bu tıbbi sorunlar birincil olarak yüksekliğe bağlıdır. Bu çalışmada kranioserebral travmalı hastaların taşınması sırasında karşılaşılabilecek olası sorunlar sunulmuştur. Onsekiz aylık bir dönem boyunca kranioserebral travma geçirmiş 24 hasta hava yoluyla nakledildi. Hastaların hepsi erkekti ve ortalama yaş 23.95 ± 7.36 (sınırlar 17-43) yıldı. Ulaşılan maksimum kabin yükseklikleri 3500-8000 feet arasında değişmekte olup, ortalama yükseklik 7000 ± 196.16 feet' di. Tüm hastalann uçuştaki oksijen satürasyonları, yerdeki satürasyonlarına oranla düşüklük gösterdi. Yirmidört hastanın 12' sinde (% 50) oksijen satürasyonları % 90 veya daha altındaki seviyelere düştü. Bu gruptaki 7 hastanın Glasgow koma puanları 7-9 arasındaydı. Bu olgular, uçuş sırasındaki satürasyonlarını % 90 veya daha üst seviyelerde tutabilmek için sürekli % 100 oksijen desteğine (4L/ dak) gereksinim gösterdiler. Glasgow koma puanlan 10-15 arasında değişen diğer 5 hastanın satürasyon düzeylerinin aralıklı olarak % 100 oksijen uygulamasıyla (4L/dak) kolaylıkla % 90' in üzerinde tutulabildiğini gözlemledik. Ek olarak, desatürasyonun özellikle anemik (Hb < 10 g/dL) hastalarda belirgin olduğunu saptadık. Hastalann nakli uçuşa ait herhangi bir ölüm veya ek hastalık oluşmadan gerçekleştirildi. Bu çalışmadan elde ettiğimiz sonuçlara göre, kranioserebral travmalı hastaların hava yolu ile nakillerinin özel eğitim görmüş tıbbi personel ve özel olarak donatılmış uçaklarla emniyetli bir şekilde yapılabileceği kanısına vardık.