Journals / Türk Nefroloji Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi / 2012 / Cilt: 21 - Sayı: 2
Böbrek biyopsilerinin klinikopatolojik değerlendirmesi: Tek merkez deneyimi
- Pages
- 167–172
- DOI
- —
Özet
AMAÇ: Böbrek biyopsisi böbrek hastalıklarının tanısında ve tedavi yönetiminde yol gösterici bir yöntemdir. Çalışmamızda merkezimizde böbrek biyopsisi yapılan olguların klinik ve patolojik değerlendirmesi amaçlandı.GEREÇ ve YÖNTEMLER: Nefroloji Kliniği’nde 2002-2011 arasında erişkin grupta yapılan böbrek biyopsileri geriye dönük olarak değerlendirildi. Tüm biyopsiler ultrasonografi eşliğinde, iki kor örnek alınarak, 16 ve 18 G iğne kullanılarak yapıldı. En az 7 glomerül ve bir orta çaplı arter varlığı tanı için yeterli olarak kabul edildi. BULGULAR: Beş yüz otuz altı böbrek biyopsi sonucu değerlendirildi. Olguların ortalama yaşı 42.8±16.7 yıl (16-85 yıl), erkek cinsiyet %55,4 olarak hesaplandı. En sık böbrek biyopsi endikasyonu nefrotik düzeyde proteinüri %63,43 olarak saptandı. En sık karşılaşılan patolojik tanılar birincil ve ikincil glomerülonefrit olarak saptandı. En sık histopatolojik tanılar birincil glomerülonefritlerden membranöz nefropati (n=88, %16.4), ikincil glomerüler hastalıklardan amiloidozis (n=96, %17,9), akut böbrek hasarı nedeniyle yapılanlarda hızlı ilerleyen glomerülonefrit (n=20, %3,7) olarak saptandı. Majör komplikasyon sıklığı düşük (%0,18) olarak belirlendi. SONUÇ: Merkezimizde, böbrek biyopsisi yapılmasının en sık nedeni nefrotik düzeyde proteinüridir. Histopatolojik olarak en sık rapor edilen birincil glomerüler hastalık membranöz nefropati, ikincil glomerüler hastalık ise amiloidozisdir. Ultrasonografi eşliğinde yapılan perkütan böbrek biyopsisi komplikasyon oranı düşüktür.