Journals / Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 100

The Development of Sect Structures In Egypt With Examples From Different Periods

FARKLI DÖNEMLERDEN ÖRNEKLERLE MISIR’DAKİ TARİKAT YAPILARININ GELİŞMESİ

Pages
39–76
DOI
—

Abstract

Egypt, considered a part of the Middle East and at the same time a North-African country, has hosted many civilizations throughout history. According to the results of the archaeological excavations carried out in the country until today, the known datum point of its history begins with the Egypt kingdoms which were established around 5000 b.c. Menes dynasty and Persian rule succeeded them. The Egypt, which came under the rule of Roman and Byzantine Empires later, was annexed to Islam territories with the conquest of Amr b. As in 641. Tolunids and Ikhshidids, which had served as state governors under Abbasids and then established the first independent Turkish states, have a distinctive place in the history of Egypt. Especially; the mosque in Katayi hill which was formed by Ahmed b. Tolun, has the characteristics of the first Islamic Turk buildings in Samerra and enabled Samerran architectural style to be widespread in North Africa. After reign of Fatimid Empire which ruled all the North Africa soon after its establishment in Mehdiye in Tunisia, got into the effort to generalize Shia and prospered Egypt with various monuments like Ezher mosque/madrasa, 30 madrasas; which were built in the reign of Ayyubids established under the leadership of Selahaddin-i Eyyübi who gained a reputation with his struggle against the crusades; not only enabled proselytism of Sunni Islamic belief but also continued the architectural style of Great Seljuk Empire via Zengi state. In the reign of Mamelukes which came to the power after Ayyubids, an original style was developed in the social complex buildings in which mosques and madrasas were emphasized by correlating Anatolian Turk, Great Seljuk and Zengi architectural design with high dome architecture which was widely used in Turkistan, Bukhara and Samarkand. The handover of caliphate to Ottoman Empire with the conquest of Egypt in 1517 enabled Ottoman Empire to increase its influence on Muslims and increase its political effect. On the other way, the conquest of Egypt suppressed the hegemony of Western countries on trade routes and constituted an important effect to rule Mediterranean Sea. In various settlement of Egypt which had been ruled by governors appointed from Istanbul more than 400 years, especially in Cairo, Ottomans built various buildings in different architectural styles. It is possible to identify various works from literature to architecture when detailed analysis are carried out. It is seen that the structures of the sect occupied a very important place among the architectural works revealed in the time period briefly presented above. It is known that the first example of dervish lodges and lodges, one of the religious institutions that started to emerge as a result of scientific, intellectual and political structuring in the Islamic world, which expanded with intense conquest movements, were built in the 8th century in the city of Remle in Palestine or in the Abadan region of Basra. While the first lodges consisted of a simple room and a small space, dervish lodge structures that gained different architectural features and included very different units emerged over time. This article will attempt to evaluate the development of the religious sect in Egypt, with examples from different periods.

Özet

Ortadoğu’nun bir parçası sayılan ve aynı zamanda bir Kuzey Afrika ülkesi olan Mısır, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Günümüze kadar ülkede gerçekleştirilen Arkeolojik kazılardan çıkan sonuçlara göre, ülkenin bilinen tarihi M.Ö. 5000 yıllarında kurulmuş Aşağı ve Yukarı Mısır Krallıkları ile başlamaktadır. Bunu Menes Hanedanlığı ve Pers hâkimiyeti takip etmektedir. Daha sonra Roma ve Bizanslıların eline geçen Mısır, 641 senesinde Amr b. As komutasındaki ordu tarafından fethedilerek İslam topraklarına dâhil edilmiştir. Önceleri Abbasilere bağlı bir eyalet valisi iken daha sonra burada bağımsız ilk Türk devletlerini kuran Tolunoğulları ile İhşidoğullarının Mısır tarihinde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Tolunoğlu Ahmet tarafından şekillendirilen Katayi tepesindeki cami, Samerra’da ortaya konulan ilk İslami Türk yapılarının bir kopyası niteliğinde olup ‘Samerra Üslubu’nun Kuzey Afrika’ya taşınmasında öncülük etmiştir. Tunus’un Mehdiye şehrinde kurulduktan sonra kısa sürede Kuzey Afrika’nın tamamına hâkim olan, Şii mezhebini yaygınlaştırmak için büyük bir çaba içerisine giren ve başta Ezher Camii/Medresesi başta olmak üzere pek çok anıtla Mısır’ı zenginleştiren Fatımîlerin ardından, Haçlı seferlerine karşı verdiği mücadelelerle Müslümanlar arasında haklı bir şöhrete kavuşan Selahaddin-i Eyyübi’nin liderliğinde ortaya çıkan Eyyübiler zamanında, yapılan 30 kadar medrese ile bir taraftan Mısır’da yeniden Sünni İslâm inancının yerleştirilmesi temin edilirken, diğer taraftan da vücuda getirilen mimarlık örneklerinde Zengiler vasıtasıyla Büyük Selçukluların mimari anlayışı devam ettirilmiştir. Eyyübilerden sonra yörenin iktidarını eline geçiren Memlükler devrinde, cami ve medresenin kuvvetle vurgulandığı külliyeler şeklindeki eserlerde Anadolu Türk Mimarisi, Büyük Selçuklu ve Zengi Mimarisi ile Türkistan’da, Buhara ve Semerkant çevrelerinde, yaygın olarak kullanılan yüksek kasnaklı kubbe mimarisi ile bağlantılar kurarak, Türk mimarisinin geleneklerine bağlı kalmakla beraber orijinal bir üslup geliştirilmiştir. 1517’de Mısır’ın fethinin sonucu olarak hilafetin Osmanlı hanedanına geçmesi, Devlet-i Aliye’nin hem siyasi açıdan genişlemesine hem de Müslümanlar üzerindeki etkinliğinin artmasına neden olmuştur. Osmanlıların Afrika’ya açılan kapısı durumundaki bu ülkenin fethi, ticaret güzergâhlarının üzerindeki batılı devletlerin hâkimiyetini ortadan kaldırmıştır ve Akdeniz’in bir Türk gölü olması yolunda önemli bir merhaleyi teşkil etmiştir. Dört yüz yılı aşkın bir zaman İstanbul’dan gönderilen valiler eliyle yönetilen Mısır’ın çeşitli yerleşim alanlarında, özellikle Kahire’de, Osmanlıların farklı yapı gruplarında çok sayıda örnekler verdiği ortadadır. Zaten bu tarih kapsamı içerisinde dikkatli incelemeler yapıldığı takdirde burada edebiyattan mimariye birçok eser tespit etmek mümkün olacaktır. Yukarıda kısa özeti arz edilen zaman dilimi içerisinde ortaya konulan mimari eserler arasında tarikat yapılarının çok önemli bir yer işgal ettiği görülmektedir. Yoğun fetih hareketleriyle genişleyen İslam dünyasında, ilmî, fikrî ve siyasi yapılanmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmaya başlayan dini kurumlardan birisi olan tekke ve zaviyelerin ilk örneğinin VIII. yüzyılda Filistin’in Remle şehrinde ya da Basra’nın Abadan bölgesinde inşa edildiği bilinmektedir. İlk tekkeler basit bir oda ve küçük bir mekândan ibaretken, zamanla değişik mimari özellikler kazanan ve çok farklı birimleri içine alan tekke yapıları ortaya çıkmıştır. Bu makalede farklı dönemlerden örneklerle Mısır’da tarikat yapılarının gelişmesi değerlendirilmeye çalışılacaktır.