Journals / Türk Kolon ve Rektum Hastalıkları Dergisi / 2021 / Cilt: 31 - Sayı: 2
The Analysis Appendiceal Neuroendocrine Neoplasia with Clinicopathological Findings
- Pages
- 129–135
- DOI
- —
Abstract
Aim: Neuroendocrine cell groups seen in the appendix are defined as proliferative phenomenon similar to early neuroendocrine cell proliferation seen in other organs of the gastrointestinal tract. Neuroendocrine tumors (NET) account for 0.3-0.6% in in appendectomy materials. Rarely, appendicular collusion tumors have also been reported. Here, we presented appendiceal neuroendocrine neoplasms including rare cases. Method: Appendectomy materials were reviewed between 2011-2020 and cases with neuroendocrine cell hyperplasia and NET were included in the study. The demographics of the cases, the size of the tumors, their localization, their dissemination, and their lymphovascular, perineural and mesoappendix invasions were evaluated, along with their clinical follow-ups. Results: There were 4,433 appendectomy cases; 10 had neuroendocrine cell hyperplasia and 50 (1.1%) had NET. Fourty-for cases were grade 1 and six of them were grade 2. The mean diameter of tumors was 0.7 cm (0.1-2.5 cm). In 36 cases, the tumor was localized in tip, in nine in body, and in five in tip + body. Tumor invaded submucosa in 14, muscle tissue in 17, subserosa/mesoapendix in 19. Two cases were in the collusion tumor group and low grade appendiceal mucinous neoplasia was detected as the secondary tumor. Two of the cases, whose clinical follow-ups were still continuing, died. Conclusion: In our study, the rate of NETs was slightly higher than the literature. Careful microscopic examination with accurate sampling is important in the detection of these tumors most of which are microscopic in size. Also, as in our study, two different tumors can take place simultaneously in the appendix.
Özet
Amaç: Apendikste görülen nöroendokrin hücre grupları, gastrointestinal sistemin diğer organlarında da görülen erken nöroendokrin hücre proliferasyonuna benzer proliferatif fenomen olarak tanımlanmaktadır. Nöroendokrin tümörler (NET) ise nadir olup, apendektomi materyallerindeki insidensi %0,3-0,6 arasında değişmektedir. NET’e eşlik eden farklı histolojik tümörlerden oluşan nadir apendisyel kollüzyon tümörler literatürde bildirilmiştir. Çalışmamızda nadir özellikli olguları da barındıran apendiks yerleşimli nöroendokrin neoplazi olgularımızın klinikopatolojik bulgularını literatür bilgileri eşliğinde sunmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmamızda 2011-2020 yılları arasındaki apendektomi materyallerine ait kesitler gözden geçirildi. Nöroendokrin hücre hiperplazisi ve NET morfolojisine sahip olgular çalışmaya dahil edildi. Olguların demografik özellikleri, tümörlerin boyutu, lokalizasyonu, yayılımı, lenfovasküler, perinöral ve mezoapendiks invazyonları ile klinik takipleri değerlendirildi. Bulgular: İncelenen 4.433 apendektomili olgu içinde 10’u nöroendokrin hücre hiperplazisi ve 50’si (%1,1) NET tanısına sahipti. Kırk dört olgu grade 1, 6 olgu grade 2 idi. Ortalama tümör çapı 0,7 cm’di (0,1-2,5 cm). İki olguda tümör boyutu 2 cm ve üstündeydi. Olguların 36’sında tümör apekste, dokuzunda gövdede ve beşinde apeks + gövdede lokalizeydi. Tümör olguların 14’ünde submukozaya, 17’sinde kas dokusuna, 19’unda subseroza/mezoapendikse yayılım göstermekteydi. Üç olguda lenfovasküler inazyon saptandı. İki olgu kollüzyon tümör grubunda olup, düşük dereceli apendisyel müsinöz neoplazi ikinci tümör olarak saptandı. Klinik takipleri devam eden olgulardan ikisi eks oldu. Sonuç: Genellikle histopatolojik inceleme ile tanı alan NET’lerin oranı çalışmamızda literatürde belirtilen orandan hafif yüksekti. Çoğunluğu mikroskobik boyutta olan bu tümörlerin tespitinde doğru ve yeterli makroskopik örnekleme ile dikkatli mikroskobik inceleme önem taşımaktadır. Ayrıca çalışmamızda olduğu gibi, iki farklı tümör apendikste eş zamanlı yer alabilir.