Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2001 / Cilt: 29 - Sayı: 4

Relation between ST-segment elevation shape and both signal-averaged ECG and arrhythmia in early period of anterior myocardial infarction

Akut anterior miyokard infarktüsünde ST segment elevasyonunun şekli ile erken dönem sinyal ortalamalı elektrokardiyografi ve aritmi arasındaki ilişki

Pages
221–228
DOI
—

Abstract

Although a relation between magnitude of ST segment elevation and myocardial damage was shown in the early period of acute myocardial infarction, such a relation among shape of the ST segment elevation, myocardial damage and clinical course remains obscure. With this purpose 62 acute anterior MI patients who were admitted in the first six hours of their first heart attack were enrolled for the study to demonstrate the relation between shape of the ST elevation prior to thrombolytic treatment and both signal-averaged ECG values detected in the early period (seventh day) of acute myocardial infarction and clinical course. Based on the precordial V3 derivation prior to thrombolytic treatment, the shape of the ST elevation was separated into three groups as concave (n=26), straight (n=24) or convex types (n=12). There was no statistically significant difference among groups from the points of thrombolytic treatment, end-systolic and end-diastolic volumes. Although both filtered QRS time (FQRS) and low amplitude signals (HFLA) had statistically significant differences in both groups, these were particularly higher in the convex group. In addition root-mean square voltage of the terminal 40 ms of the filtered-QRS (RMS40) values were quite lower in the straight and convex groups. Late potential (LP) positiveness and ventricular arrhythmia occurrence was higher in the convex group. Ventricular LP positiveness incidences were 11% (3/26) in the concave group, 16% (4/24) in the straight and 58% (7/12) in the convex group (p

Özet

Miyokard infarktüsünün (MI) erken döneminde ST yüksekliğinin boyutu ile miyokard hasarı arasında ilişki gösterilmesine rağmen,ST yüksekliğinin şekli ile miyokard hasarı ve klinik sonuçları arasındaki ilişki bilinmemektedir. Bu amaçla çalışmamızda, ilk kez akut anteriyor MI ile ağrının ilk 6 saati içinde müracaat eden (n=62) hasta alındı. Bunlarda trombolitik tedavi öncesi ST yüksekliğinin şekli ile hem erken dönemde (infarktüsün ort. 7.günü) yapılan sinyal ortalamalı EKG (SOEKG) sonuçları, hem de klinik gidiş arasındaki ilişki araştırıldı. Tombolitik tedavi öncesinde alınan EKG'de prekordiyal V3 derivasyonundaki ST yüksekliğinin şekli referans alınarak, hastalar konkav (n=26), düz (n=24) ve konveks (n=12) tip olarak üç gruba ayrıldı. Her üç tipteki hastalar arasında trombolitik tedavi süre ve şekli, sistol sonu ve diyastol sonu volümler açısından anlamlı farklılık yoktu. Filtre edilmiş QRS süresi (FQRS) ve düşük ampütüdlü sinyallerin süresi (HFLA) tüm gruplar arasında anlamlı farklılıklar gösterirken, özellikle konkveks grupta bu değerler oldukça yüksekti. Ayrıca QRS sonundaki sinyallerin karekök voltaj değerleri (RMS-40) düz ve konveks olan gruplarda oldukça düşüktü. Geç potansiyel (GP) pozitifliği ve ventriküler aritmi sıklığı konveks grupta daha fazla idi. Konkav grupta %11 (3/26) oranında, düz grupta %16 (4/24) ve konveks grupta %58 oranında (7/12; p