Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2003 / Cilt: 31 - Sayı: 9

Effects of prior beta-blocker therapy on CK-MB rise after successful percutaneous coronary interventions

Başarılı perkütan koroner girişimler öncesi beta-bloker kullanımının işlem sonrası CK-MB salınımına etkisi

Pages
473–481
DOI
—

Abstract

Creatine kinase (CK)-MB isoenzymes are elevated after 6% to 40% of successful percutaneous coronary interventions (PCI). Except some nonrandomized studies, there are no data regarding the effects of beta-blocker (BB) usage on CK-MB after PCI. We, thus planned to investigate the impact regarding BB usage on CK-MB in patients who underwent successful PCI. We enrolled 300 patients with coronary artery disease in whom PCI was selected as the revascularization modality. Patients were randomized to either BB or control groups at least 1 week before the planned PCI. Patients recieved 50 or 100 mg of metoprolol depending on their blood pressure. Blood samples for cardiac enzymes were obtained immediately, and 6th, 24th and 36th hours after the procedure. Mean age of the study group was 49.4 ± 9.7, and 73.3% of the patients (220/300) were male. Baseline clinical characteristics, medications and laboratory parameters of both groups were similar. CK-MB levels before PCI were normal in all patients. There were no differences between the in-hospital complications of the 2 groups. We did not observe a significant difference in the percentage of patients who had CK-MB elevations between the 2 groups after PCI [BB 18 % (27 patients), control 20 % (30 patients) (p > 0.05)]. The mean CK-MB levels immediately after the PCI and at the 6th, 24th and 36th hours were also similar. In the first randomized, prospective study conducted to evaluate the effect of BB usage on CK-MB levels after PCI, prior BB therapy seemed to have no cardioprotective effect in limiting CK-MB rise after PCI.

Özet

Başarılı perkütan koroner girişimler (PKG) sonrası % 6 - 40 oranında CK-MB yüksekliği görülmektedir. PKG öncesi beta-bloker (BB) kullanımının işlem sonrası CK-MB düzeylerine etkisiyle ilgili çelişkili randomize olmayan veriler dışında bilgi yoktur. Bu çalışmada işlem öncesi BB kullanımının başarılı PKG uygulamaları sonrasında CK-MB salınımı üzerine etkisi randomize prospektif olarak araştırıldı. Çalışmaya üniversitemiz kateter laboratuvarında koroner anjiyografi yapılıp, PKG uygulanması kararı alınan 300 hasta alındı. Hastalar işlemden yaklaşık bir hafta önce BB ve kontrol gruplarına randomize edildi. BB grubundaki hastalara kan basıncı değerlerine göre 50 - 100 mg/gün metoprolol başlandı. İşlemden hemen sonra ve işlem sonrası 6., 24. ve 36. saatlerde CK-MB düzeyi ölçümü için kan örnekleri alındı. CK-MB'nin normal aralığı 0-24 Ü/L kabul edildi. Hastaların 220'si (% 73.3) erkekti, ortalama yaş 59.4 ±10 (34 - 86) idi. İki grubun klinik özellikleri, ilaç kullanım oranları ve laboratuvar testleri benzerdi. Hastaların tamamında işlem öncesi CK-MB değerleri normal sınırlardaydı. İşlem özellikleri 2 grup arasında benzerdi. Hastane içi komplikasyon sıklıkları arasında fark yoktu. PKG sonrası BB grubunda hastaların % 18'inde (27 hasta), kontrol grubunda hastaların % 20'sinde (30 hasta) CK-MB değeri normalin üstüne çıktı (p > 0.05). CK-MB değerlerinin işlemden hemen sonra ve işlem sonrası 6., 24. ve 36. saatteki değişimi gruplar arasında farklılık göstermezken, her 2 grupta da başlangıca göre CK-MB değerlerinde anlamlı artış olduğu saptandı (p < 0.001). Çalışmamız BB kullanımının PKG sonrası CK-MB düzeyleri üzerine etkisini değerlendiren ilk randomize prospektif, araştırmadır. Bu araştırmada PKG sırasında BB kullanımının işlem sonrası CK-MB düzeylerine etkisinin olmadığını düşündürmektedir.