Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2007 / Cilt: 35 - Sayı: 8
Postprandial triglyceride levels in patients with or without metabolic syndrome and their relationship with coronary artery disease
- Pages
- 482–488
- DOI
- —
Abstract
Objectives: Postprandial triglyceride levels are thought to carry greater risk than fasting levels for coronary artery disease (CAD). We investigated the relationship between CAD and fasting and postprandial hypertriglyceridemia in patients with or without metabolic syndrome (MS). Study design: The study included 122 patients (75 males, 47 females; mean age 59±10 years) whose coronary arteries were examined by coronary angiography within the past six months. The patients were evaluated in four groups according to the presence or absence of CAD and MS, that is, patients, (i) without CAD or MS; (ii) having MS without CAD; (iii) having CAD without MS; and (iv) having both. The diagnosis of MS was made according to the NCEP ATP III criteria. Serum triglyceride levels were measured after 12-hour fasting and at 2, 4, 6, and 8 hours following a lipid loaded breakfast. Results: Metabolic syndrome and CAD were detected in 49 patients (40.2%) and 51 patients (41.8), respectively. Compared to the patients without MS, fasting and postprandial triglyceride levels were significantly higher at all times in patients with MS (p0.05). Post-hoc analyses showed that MS was the only factor that affected triglyceride levels significantly. Conclusion: Our data demonstrate that postprandial triglyceride levels exhibit higher increases and remain high for a longer period in patients with MS, without showing a significant relationship with CAD.
Özet
Amaç: Koroner arter hastalığında (KAH), tokluk trigliserid düzeylerinin açlık düzeylerinden daha fazla risk oluşturduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada, metabolik sendrom (MS) olan ve olmayan hastalarda KAH ile açlık ve tokluk hipertrigliseridemi arasındaki ilişki araştırıldı. Çalışma planı: Çalışmaya, son altı ay içinde koroner anjiyografi ile koroner arterleri değerlendirilmiş olan 122 hasta (75 erkek, 47 kadın; ort. yaş 59±10) alındı. Hastalar KAH ve MS varlığına göre dört gruba ayrıldı: (i) KAH olmayan, MS olmayan hastalar; (ii) KAH olmayan, MS olan hastalar; (iii) KAH olup MS olmayan hastalar; (iv) hem KAH, hem de MS olan hastalar. Metabolik sendrom tanısı, NCEP ATP III ölçütlerine göre kondu. Trigliserid düzeyleri, 12 saat açlık sonrasında ve kahvaltıda yağ yüklemesini izleyen 2, 4, 6 ve 8. saatlerde alınan kan örneklerinde ölçüldü. Bulgular: Kırk dokuz hastada (%40.2) MS, 51 hastada (%41.8) KAH saptandı. Metabolik sendromlu hastaların açlıkta ve lipid yüklemesi sonrası yapılan tüm ölçümlerde trigliserid değerleri MS olmayan hastalardan anlamlı düzeyde yüksek bulunurken (p0.05). Post-hoc analizlerde trigliserid düzeylerindeki farkı yaratan faktörün MS olduğu görüldü. Sonuç: Bulgularımıza göre, MS olan hastalarda tokluk trigliserid düzeyleri daha fazla yükselmekte ve daha uzun süre yüksek kalmakta ve bu durum KAH ile anlamlı bir ilişki göstermemektedir.