Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2009 / Cilt: 37 - Sayı: 3
Clinical and epidemiological characteristics of infective endocarditis
- Pages
- 182–186
- DOI
- —
Abstract
Objectives: We evaluated the clinical and laboratorycharacteristics of patients with infective endocarditis (IE).Study design: During a five-year period (January2002-December 2006), 96 patients (56 men, 40 women;mean age 47±15 years; range 16 to 81 years) were treatedand followed for IE. All the patients underwent transthoracic and transesophageal echocardiography. Clinical andlaboratory characteristics of the patients were reviewed.All cases of prosthetic valve endocarditis were late-onsetIE. Blood samples were cultured in both aerobic andanaerobic media and incubated for 21 days. The diagnosisof IE was made according to the Duke criteria. Results: Male-to-female ratio was 1.4. The most common complaint on presentation was dyspnea (n=58,60.4%), followed by fever (n=20, 20.8%), and fatigue(n=16, 16.7%). The mean follow-up period was 21±12days (range 2 to 52 days). While transthoracic echocardiography was sufficient to detect vegetations in 69patients (71.9%), IE lesions could be demonstrated bytransesophageal echocardiography in 27 patients (28.1%).The most common involvement was seen in the mitralvalve (54.2%), and the incidence of native valve involvement (79.2%) was greater than that of prosthetic valveinvolvement. Forty-nine patients (51%) were submittedto surgery. In-hospital mortality occurred in 12 patients(12.5%). The prevalence of IE among all patients hospitalized in cardiology department was 0.13%. The culpritmicroorganism was isolated in only 36 patients (37.5%),being staphylococci (33.3%), enterococci (27.8%), brucellae (22.2%), and streptococci (11.1%). Conclusion: The diagnosis and treatment of IE shouldbe designed taking into consideration that epidemiologic and clinical features of IE may differ from those ofindividual countries.
Özet
Amaç: Enfektif endokarditli (EE) olguların klinik ve laboratuvar özellikleri değerlendirildi. Çalışma planı: Kliniğimizde beş yıllık süre içinde (Ocak 2002-Aralık 2006) 96 hasta (56 erkek, 40 kadın; ort. yaş 47±15; dağılım 16-81) EE tanısıyla tedavi edildi ve izlendi. Tüm hastalar transtorasik ekokardiyografi ve transözofageal ekokardiyografi ile değerlendirildi. Hastaların klinik özellikleri, laboratuvar bulguları belirlendi. Protez kapak endokarditlerinin tümü geç dönem EE idi. Kültürler aerob ve anaerob ortamlara ekilerek 21 güne kadar inkübasyon sağlandı. Enfektif endokardit tanısı Duke ölçütlerine göre kondu. Bulgular: Erkek/kadın oranı 1.4 bulundu. Başvuru sırasında en sık yakınma (n=58, %60.4) nefes darlığı idi; bunu ateş (n=20, %20.8) ve halsizlik (n=16, %16.7) izlemekteydi. Ortalama izlem süresi 21±12 gün (dağılım 2-52 gün) idi. Transtorasik ekokardiyografi 69 hastada (%71.9) vejetasyon saptanmasında yeterli olurken, EE’ye ait kitle lezyonları 27 hastada (%28.1) transözofageal ekokardiyografi ile saptanabildi. En sık mitral kapak tutulumu (%54.2) izlendi; doğal kapak tutulumu (%79.2) protez kapak tutulumundan fazlaydı. Kırk dokuz hastada (%51) cerrahi endikasyonu kondu. Hastane içi mortalite 12 hastada (%12.5) görüldü. Enfektif endokardit tanısı konan hastaların kardiyoloji servislerine yatan tüm hastalara oranı %0.13 bulundu. Hastaların yalnızca 36’sında (%37.5) sorumlu mikroorganizma kültürde gösterilebildi. En sık etken stafilokoklar (%33.3) idi, bunu enterokoklar (%27.8), brusella (%22.2) ve streptokoklar (%11.1) izlemekteydi. Sonuç: Enfektif endokarditin tanı ve tedavisinin planlanmasında, ülkemizdeki epidemiyolojik ve klinik verilerin diğer ülkelerdekinden farklılıklar gösterdiği dikkate alınmalıdır.