Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2013 / Cilt: 41 - Sayı: 4
Percutaneous closure of patent ductus arteriosus: short term results
- Pages
- 310–318
- DOI
- —
Abstract
Objectives: To evaluate short term results of percutaneous patent ductus arteriosus (PDA) closure in a cohort of pediatric and adult patients following closure with the Amplatzer Ductal Occluder (ADO-1 and ADO-2) and Amplatzer Septal Occluder (ASO) devices. Study design: A total of 48 patients (17 male and 31 female; range 3 to 39 years) were included in this study. All patients were evaluated with transthoracic echocardiography (TTE) before intervention. Percutaneous closure was performed under fluoroscopy through anterograde or retrograde route. Aortagraphy was performed to measure and classify the ductus arteriosus. Residual shunt through ductus was controlled by aortography at the tenth minute and by TTE 24 hours and three months after the procedure. Results: The released device was ADO-1 in 25 patients (51.2%), ADO-2 in 22 patients (45.8%), and ASO in one patient. Mean follow-up was 13.2 months. In 97.9% of patients, the occluder was placed into the ductus without any complication. In one patient, the device embolized to the left pulmonary artery during implantation. Aortography performed ten minutes after the procedure showed complete closure in 38 patients without residual defect. TTE revealed trace amounts of residual shunt within the device in two patients, flow around the device in two patients 24 hours after implantation, and residual shunt in only one patient three month after intervention. Conclusion: Transcatheter closure of PDA with ADO-1 and ADO-2 devices has low morbidity and mortality with high rates of success in selected patients.
Özet
Amaç: Amplatzer Duct Occluder (ADO-1 ve ADO-2) ve Amplatzer septal tıkayıcı (AST) cihazı kullanarak perkütan yolla kapatma işlemi uygulanan çocuk ve erişkin yaş grubundaki duktus arteriyozus açıklığı (DAA) olgularının kısa dönem sonuçları değerlendirildi. Çalışma planı: Çalışmaya 48 hasta (17 erkek, 31 kadın; dağılım 3-39 yıl) alındı. DAA’nın kapatılması öncesinde tüm hastalar transtorasik ekokardiyografi (TTE) ile değerlendirildi. İşlem floroskopi altında, öne doğru veya geriye doğru yaklaşımla yapıldı. Aortografi sonrası duktus arteriyozun çapı ve sınıflandırması yapıldı. İşlemden sonra duktusta kalan şant 10. dakikada aortografi ile, işlemden 24 saat ve üç ay sonra da TTE ile değerlendirildi. Bulgular: Hastaların 25’inde ADO-1 (%52.1), 22’sinde ADO- 2 (%45.8) ve birinde AST (%2.1) cihazı kullanıldı. Ortalama takip süresi 13.2 ay idi. İşlem 48 hastanın 47’sinde (%97.9) başarı ile uygulandı. İşlemin başarısız kabul edildiği bir hastada cihaz serbestleştirilirken emboli gelişti. Cihaz serbestleştirildikten sonra 10. dakikada yapılan aortografide 47 hastanın 38’inde DAA’nın tamamen kapandığı ve 24 saat sonra yapılan TTE’de iki hastada cihaz içinden eser miktarda, iki hastada da cihazın kenarında hafif derecede şantın devam ettiği gözlendi. Bu hastaların üç ay sonraki kontrollerinde cihaz içerisinden kaçak olan DAA’ların tamamen kapandığı, cihaz kenarından şantı olan iki olgudan birinde şantın devam ettiği tespit edildi. Sonuç: Duktus arteriyoz açıklığının transkateter yolla kapatılmasında ADO-1 ve ADO-2 cihazlarının seçilmiş olgularda düşük morbidite ve mortalite ile yüksek bir başarı oranı ile uygulanabildiğini gözledik.