Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2014 / Cilt: 42 - Sayı: 4
Hızla gerileyen bir miyokart içi hematom olgusu
- Pages
- 380–383
- DOI
- —
Abstract
A 60-year-old male with a recent anterior myo- cardial infarction (MI) was referred to our hospital for im- plantable cardioverter defibrillator (ICD) implantation. He was on the 42nd day of MI and clinically stable on admis- sion. Electrocardiography showed right bundle branch block with QS pattern on anterior leads. Transthoracic echocar- diographic examination revealed an ejection fraction of 25% with akinesis of the apex and mid-apical segments of anterior and septal walls. In the apical-septal region, a pul- satile cavity with systolic expansion surrounded by a thin endomyocardial border was visualized. Color-Doppler inter- rogation did not demonstrate any flow within that structure. These findings suggested an intramyocardial dissecting hemorrhage formed after MI. Cardiac magnetic resonance imaging also confirmed an intramyocardial hematoma in the mid-apical anteroseptal region. A conservative approach was assumed as the patient was hemodynamically stable. The planned ICD implantation was postponed due to the high risk of perforation. Subsequently, oral anticoagulant therapy with warfarin was initiated against risk of intra- cardiac thrombus formation. The existing dual antiplatelet therapy was also continued. One week after hospital dis- charge, he was rehospitalized due to a very high INR of 6.3. The repeated transthoracic echocardiography revealed an almost complete resolution of the intramyocardial dissecting hematoma and adhesion of the surrounding myocardial lay- ers. Oral anticoagulant therapy was discontinued. Echocar- diographic examinations showed no change compared to the last examination during hospitalization. This case illus- trates a conservatively managed intramyocardial dissecting hematoma case, in which anticoagulant and antiaggregant therapy yielded a rapid retraction without any complication.
Özet
Bir buçuk ay önce ön duvar miyokart enfarktüsü nedeniyle başka bir merkezde revaskülarizasyon uygulanan ve 42. günde klinik stabilizasyon sonrası kalp içi defibrilatör (ICD) takılması amacıyla kliniğimize gönderilen 60 yaşında erkek hastanın başvuru sırasında yakınması yoktu. Elektrokardiyografide sağ dal bloğu zemininde önyüzü gören derivasyonlarda QS paterni olan hastanın transtorasik ekokardiyografisinde sol ventrikül apeksi, ön duvar ve septumun orta-apikal segmentleri akinetikti. Ejeksiyon fraksiyonu %25ti. Ekokardiyografik incelemede, sol ventrikülün apikoseptal bölgesinde sistolde genişleyen, diyastolde küçülen pulsatil bir boşluk gözlendi. Renkli Doppler incelemesinde, bu boşluk içerisinde akım saptanmadı. Bu bulgularla, hastada akut miyokart enfarktüsüne sekonder miyokart içi hematom geliştiği düşünüldü. Kalbin manyetik rezonans görüntülemesi ile tanısı doğrulanan hasta, klinik olarak stabil olduğu için miyokart içi hematom yönünden konservatif olarak izlendi. Planlanan ICD implantasyonu yüksek perforasyon riski nedeniyle ertelendi. Daha sonra, hematom olan bölgede trombus gelişiminin önlenmesi amacıyla varfarin ile oral antikoagülan tedavi başlandı. Hastanın almakta olduğu ikili antitrombosit tedaviye de devam edildi. Taburcu edilme sonrası birinci hafta kontrolünde hastanın INRsi 6,3tü. Aktif kanaması olmayan hastanın yapılan ekokardiyografisinde daha önce gözlenen miyokart içi hematomun tamamen yok olduğu gözlendi. Oral antikoagülan tedavisi kesilen hasta takipte stabil seyretti. Ekokardiyografik kontrollerinde hematomun tekrarlamadığı görüldü. Bu olguda konservatif olarak izlenen miyokart içi hematomun, antiagregan ve antikoagülan tedavi ile hızla gerilediği bildirilmiştir.