Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2018 / Cilt: 46 - Sayı: 4
Stapling for wound dehiscence after cardiac implantable electronic device implantation
- Pages
- 242–247
- DOI
- —
Abstract
Objective: Wound dehiscence (WD) has been reported as acomplication in 0.3% of cardiac implantable electronic device(CIED) procedures. Stapling has not previously been reportedas a treatment modality for WD. Presently described is theexperience of a single center with WD and its management.Methods: A retrospective chart review of all patients who underwent CIED implantation between 2009 and 2016, a total of759 devices, was performed.Results: There were a total of 11 (1.4%) patients with WD.The majority 9/11 patients were female, 5 of 11 (45.5%) haddiabetes, and 2 of the 11 patients were immunocompromiseddue to recent chemotherapy. WD occurred in 6 patients aftergenerator change, in 2 patients after a biventricular device upgrade, in 1 patient after biventricular implantable cardioverterdefibrillator (ICD) implantation, in 1 patient after dual-chamber pacemaker implantation, and in 1 patient after subcutaneous ICD implantation. The median time of WD was 6 weekspost procedure (range: 1–20 weeks). In all of the patients,wound stapling was performed under sterile conditions afteradministering intravenous narcotic analgesics. Eight patientsreceived intravenous antibiotics and all patients received atleast 2 weeks of oral antibiotics. Blood cultures were negativein 8/11 (72.7%) patients. However, the wound cultures in 5patients were positive. The staples were removed in a median of 16 days (range: 9–36 days). All of these patients weresuccessfully treated with stapling and none of the devices required extraction.Conclusion: Stapling under sterile conditions may be an acceptable treatment strategy to manage WD after device implantation. This can be performed as an outpatient procedureand can help avoid unnecessary device extraction.
Özet
Amaç: İmplante edilebilir elektronik cihazları (İEEC) yerleştirilmesi sonucu komplikasyon olarak %0.3 oranında yara açılması bildirilmiştir. Yara açılmasında tedavi yöntemi olarak pens atma (stapling) yöntemi daha önce bildirilmemiştir. Bu yazıda yara açılmasında tek bir merkezin deneyimi ve tedavi yöntemi sunuldu. Yöntemler: 2009 ila 2016 yılları arasında toplam 759 İEEC takılan hastaların tümünün hasta kayıtları geriye dönük olarak gözden geçirildi. Bulgular: Yara açılması olan toplam 11 (%1.4) hasta vardı. Hastaların çoğu 9/11 hasta kadın olup 11 hastanın 5’i (%45.5) diyabetikti, yakın zamanlı kemoterapi nedeniyle ikisinin bağışıklık sistemi risk altındaydı. Cihazın enerji kaynağı değiştikten sonra 6, daha üst model biventriküler cihaz kullandıktan sonra 2, biventriküler kardiyoversiyon defibrilatörü (ICD) implantasyonundan sonra 1, iki odacıklı kalp pili yerleştirilmesi sonrası 1 ve deri altına ICD yerleştirilmesi sonrası ise 1 hastada yara açılması oluştu. İşlemlerden ortalama 6 hafta (dağılım, 1–20 hafta) sonra yara açılması oluşmuştu. Hastaların hepsinde steril koşullar altında, intravenöz narkotik analjezikler verildikten sonra açılmış yaralara pens atılmıştı (stapling). Sekiz hastaya IV antibiyotikler verildi ve hastaların hepsi en az 2 hafta oral antibiyotikler aldı. Çalışmaya kabul edilen 11 hastanın 8’inde (%72.7) kan kültürleri negatifti. Ancak 5 hastanın yara kültürleri pozitifti. Stapling telleri ortanca 16 (9–36 gün) günde çıkartıldı. Bu hastaların tümü stapling yöntemiyle başarılı bir şekilde tedavi edilmiş olup cihazların hiçbirinin çıkartılması gerekmemiştir. Sonuç: Cihaz implantasyonuna bağlı yara açılmasında steril koşullar altında pens atma (stapling) kabul edilebilir bir tedavi stratejisi olabilir. Bu işlem poliklinikte uygulanabilir ve gereksiz yere cihazın çıkartılmasından kaçınmaya yardımcı olabilir.