Journals / Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi / 2021 / Cilt: 49 - Sayı: 4

Cardiovascular disintegration: A conceptual, model-based approach to heart failure hemodynamics

Kardiyovasküler ayrışma: Kalp yetersizliği hemodinamisine düşünsel, model temelli bir yaklaşım

Pages
275–285
DOI
—

Abstract

Objective: The current understanding of heart failure (HF) largely centers round left ventricular (LV) function; however, disorders in serial integration of cardiovascular system may cause a hemodynamic picture similar to left-sided HF. Therefore, focusing only on LV function may be a limited and misleading approach. We hypothesized that cardiovascular system has four major integration points, and disintegration in any of these points may produce the hemodynamic picture of HF. Methods: We used a computational model in which mechanical properties of each chamber were characterized using time-varying elastance, and vascular beds were modeled by series of capacitances and resistances. The required percent changes in stressed volume (Vstressed) was presented as a measure of congestion susceptibility. Results: As mean systemic pressure is closely correlated with pulmonary capillary wedge pressure (PCWP), arteriovenous disintegration can create a diastolic dysfunction pattern, even without any change in diastolic function. For 10%, 20%, 30%, 40%, and 50% interventricular disintegration, required Vstressed for reaching a PCWP over 20 mmHg was decreased by 42.0%, 31.2%, 22.5%, 15%, and 8.3%, respectively. Systolodiastolic disintegration, namely combined changes in the end-diastolic and systolic pressure-volume curves and ventriculoarterial disintegration significantly decreases the required percent change in Vstressed for generating congestion. Conclusion: Four disintegration points can produce the hemodynamic picture of HF, which indicates that combination of even seemingly mild abnormalities is more important than an isolated abnormality in a single function of a single chamber. Our findings suggest that a “cardiovascular disintegration” perspective may provide a different approach for assessing the HF syndrome.

Özet

Amaç: Kalp yetersizliğine (KY) dair mevcut anlayış büyük ölçüde sol ventrikül (SV) işlevlerine odaklanmaktadır, ancak kalp-damar sisteminde ardışık tümleşmeye dair bozukluklar da sol taraflı KY’ye benzer bir tablo oluşturabilir. Bu nedenle sadece SV işlevlerine odaklanmak sınırlı ve yanıltıcı bir yaklaşım olabilir. Mevcut çalışmada kalp-damar sisteminde dört ana tümleşme noktası olduğunu ve bu noktalardaki ayrışmanın KY hemodinamik tablosunu oluşturabileceğini kurguladık. Yöntemler: Her odacığın zamana bağlı elastans, damar yataklarının ardışık kapasitans ve dirençler şeklinde temsil edildiği bir bilgisayar modeli kullandık. Konjesyona yatkınlık için sıkıştırılmış hacimde (Vsıkıştırılmış) yüzdesel değişiklikleri hesapladık. Bulgular: Ortalama sistemik basınç, pulmoner kapiller tıkalı basınç (PKTB) ile yakından ilişkili olduğundan arteriyovenöz ayrışma diyastolik fonksiyonlarda herhangi bir değişiklik olmadan da diyastolik disfonksiyon paterni oluşturabildi. Ventriküller arası ayrışmanın %10, %20, %30, %40 ve %50’lik değerleri için PKTB’ı 20 mmHg üzerine çıkaracak gerekli Vsıkıştırılmış sırasıyla %42.0, %31.2, %22.5, %15 ve %8.3 azaldı. Diyastol sonu ve sistolik basınç-hacim eğrilerindeki eş zamanlı değişiklikler ile temsil edilen sistolodiyastolik ayrışma ve ventriküloarteriyal ayrışma konjesyon oluşturmak için gerekli Vsıkıştırılmış mikarını belirgin derecede azalttı. Sonuç: Dört tümleşme noktasındaki bozukluklar KY’nin hemodinamik tablosunu oluşturabilmektedir, bu da ilk bakışta hafif gibi gözüken anormallikler bütününün tek bir odacığın tek bir işlevindeki bozukluktan çok daha önemli olduğunu göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında “kalp yetersizliği” sendromunun “kardiyovasküler ayrışma” temelinde incelenmesi yeni bir perspektif sağlayabilir.