Journals / Türkiye Jeoloji Bülteni / 2000 / Cilt: 43 - Sayı: 1

Geç Kuvaterner (Holosen)' de İstanbul Boğazı yolu ile Marmara Denizi-Karadeniz bağlantısı hakkında yeni bulgular

Pages
73–118
DOI
—

Özet

Eski araştırmacılara göre Paleozoyik-Üst Kretase yaşlı İstanbul Boğazı'nın temel paleomorfolojisi kuzeyde Karadeniz'den güneye. Marmara Denizi'ne akan eski bir nehir özelliğine sahip idi. Bu araştırmalar esasta jeomorfolojik ve sığ sismik delillere dayanıyordu. Çalışmamızda daha önce çeşitli araştırıcılar tarafından yapılmış sığ sismik delillerin yanı sıra 1997 yılının ikinci yarısında Beykoz-Tarabya arasında DSi tarafından gerçekleştirilen 5 sondajdan elde edilen sedimentolojik ve paleontolojik veriler kullanılmıştır. Bu verilerin ışığında temel topografyası ve güncel sediment kalınlıkları jeolojik kesitlere işlenmiş, 5 sondajın karşılaştırılması yapılmıştır. Yaş belirlenmesinde Loxoconcha lepida Stepanaitys, L. cf. gibboides (Livental), Leptocythere (Amnicythere) pinsagatica (Livental). Euxinocythere (Euxinocythere) lopatici (Schornickov), Callistocythere cf. littoralis (G. W. Müller), Falunia (Falunia) plicatula (Reuss), Tyrrhenocythere amnicola (Sars) gibi ostrakod topluluğundan faydalanılmıştır. Çökellerin incelenmesinde dokusal analiz ve ağır mineral araştırmaları yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, çökel kalınlığı BPMB-11 sondajında başlayarak artmakta. BPMB-14'de en kalın seviyeye ulaşmaktadır. Çökellerde Karadeniz tipi fasiyesler ile Akdeniz tipi fasiyesler birbirinden ayırtlanmış ve yorum yapılmıştır. Sedimantolojk ve paleontolojik veriler, özellikle BPMB-14 sondajında iki ayrı fasiyesin varlığını ortaya koymuştur. Buna göre A fasiyesi olarak adlandırılan alttaki birimde tamamiyle Karadeniz kökenli fauna ve çökel topluluğu görülmesine karşın, üstteki B fasiyesinde Akdeniz, ile Karadeniz fauna ve çökel toplulukları ardalanma göstererek karışmıştır. Daha önceki çalışmalar da dikkate alınarak en azından Beykoz-Trabya hattının güneyinde doğal bir settin varlığı tarafımızca kabul edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, boğazın kuzey kesiminde Karadeniz'in güneye doğru bir haliç oluşturduğu, buna karşın settin güneyinde kesin olarak kanıtlanmamakla birlikte Marmara Denizi'nin Pleyistosen'de güneyden kuzeye doğru bir diğer haliç meydana getirdiği düşünülmektedir. Yaklaşık 7.000 yıl önce deniz düzeyi global olarak yükseldiğinde bu set aşılmış ve deniz altında kalmıştır. Diğer bir deyimle. Pleyistosen'de İstanbul Boğazı'nın kuzeyi Karadeniz'in, güneyi ise Akdeniz'in kontrolünde idi. Holosen esnasında haliç çökelleri güneyden Akdeniz'in tuzlu suları, kuzeyden ise Karadeniz'in acı-tatlı suları tarafından işgal edilerek günümüzdeki çift yönlü akıntı rejimi özelliğini kazanmıştır.