Journals / Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi / 2010 / Cilt: 56 - Sayı: 1
Prevalance and risk factors of pressure ulcers in spinal cord injured patients
- Pages
- 26–29
- DOI
- —
Abstract
Objective: Pressure ulcer (PU) is a frequent and important complication seen in patients with spinal cord injury (SCI). PU affects quality of life, and increases length of hospital stay and medical costs. This study aimed to evaluate PU frequency and the related factors in patients with SCI. Materials and Methods: Ninety patients (67 male and 23 female) who were hospitalized between February 2007 and December 2008 were enrolled into the study. Demographic data, duration of injury, level and severity of injury, duration before rehabilitation, daily sitting time, history of pressure ulcers, duration and localization of ulcers, urinary-fecal incontinence, body mass index (BMI), and alcohol and tobacco consumption of the patients were recorded. Total protein, albumin, hemoglobin and hematocrit levels were analyzed. Results: The mean age of the patients was 36.9±13.5 years, the median time since injury was 5 months (3-95 month). The frequency rate of PU was 50%. There was no statistical difference between the patients with PU and without PU according to age, gender, educational level and daily sitting time. There was statistically significant association of PU with time intervals between injury onset and initiation of rehabilitation, daily duration of ambulation, BMI, and albumin levels. PU was common in patients with tetraplegia and complete lesion, fecal and urinary incontinence. Conclusion: PU is a common complication of SCI. According to the results of this study, patients with tetraplegia and complete injuries, having urinary and fecal incontinence and low BMI are at risk for PU. By starting rehabilitation at early stage, increasing the ambulation as much as possible and by regular assessment of serum albumin levels, the risk of PU might be reduced.
Özet
Amaç: Bası yarası (BY), omurilik yaralanmalı (OY) hastalarda sık görülen, önemli bir komplikasyondur. BY, hastaların yaşam kalitesini etkilemekte, hastanede yatış süresini uzatmakta ve tedavi maliyetini artırmaktadır. Bu çalışmada, OY’li hastalarımızda BY görülme sıklığını ve BY oluşumunu etkileyen faktörleri değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Şubat 2007-Aralık 2008 tarihleri arasında yatarak tedavi gören, 67 erkek, 23 kadın, toplam 90 travmatik OY’li hasta çalışmaya alındı. Hastaların demografik özellikleri, yaralanma süresi, yaralanma seviyesi, rehabilitasyona başlama süresi, sandalyede günlük oturma süreleri, geçirilmiş BY öyküsü, BY oluşma süresi ve yeri, idrar-gaita inkontinansı, vücut kitle indeksi (VKİ), alkol ve sigara öyküsü kayıt edildi. Laboratuvarda, serum total protein ve albumin, hemoglobin ve hematokrit düzeyleri değerlendirildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalamaları 36,9±13,5 yıl, yaralanma süreleri ortalama 5 ay (1-95 ay) idi. Hastalarımızda BY görülme sıklığı %50 idi. BY gelişen hastalarlarla, gelişmeyen hastalar arasında yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, yaralanma ve sandalyede günlük oturma süreleri arasında anlamlı fark yoktu. Rehabilitasyona başlama süreleri, günlük ambulasyon süresi, VKİ ve serum albümin düzeyleri BY ile anlamlı ilişkisi olan risk faktörleri idi. Tetraplejik ve komplet olan ve idrar ve gaita inkontinansı bulunan hastalarda BY’nin daha sık geliştiği saptandı. Sonuç: BY, OY’li hastalarda sık görülen bir kompikasyondur. Bu çalışma sonuçlarına göre, tetraplejik ve komplet lezyonlu hastalarda, idrar ve gaita inkontinansı olanlarda, VKİ düşük olanlarda bası yarası gelişimine özellikle dikkat edilmesi gerekir. Rehabilitasyona erken dönemde başlamak, ambulasyon potansiyelini mümkün olduğu kadar arttırmak ve serum albümin düzeylerinin takibi ile bası yarası gelişme riski azaltılmaya çalışılmalıdır.