‘The Thousand and One Churches’ Revisited
Abstract
Binbirkilise, the 1001 Churches in southern central Anatolia, were visited and described by Gertrude Bell at the end of the 19th century. This place had been a main place of worship of the late Hittite state of Tarhuntasa, and there are remarkable remains of East Roman (Byzantine) churches and monasteries. The author made several visits and completed some survey work and drew plans, before the place on the summit of the volcanic mountain was partly destroyed and made inaccessible by a military installation. In consequence of this work new evidence can be presented.On the summit of the volcano described are: a) the East Roman (Byzantine) buildings in ground plan and elevation in ca. 1995; b) the special rock-formations on the top are recorded in drawings. In this way parts of the old Anatolia rock cult site could be identified and connected to the inscriptions. Bell and later visitors to the site missed this and consequently made errors. There was an open cult cella, consisting of two rooms, formed by both the natural rock forms and late Hittite hewn stones; c) South of the church a partly sculptured round stone gives the impression of a baitylos. A parallel for the niches, bearing an early Greek inscription, from Assos is shown and discussed; d) The author found evidence of the old ascending way, going straight North – South from Üçkuyu köyü to the top at 2271m, and the old “base camp”. One can see indications of the ascending way and road signs. On the summit, on the plateau of the “base camp” and on the way up, a number of rock-cut features are described. They were compared with other published findings of the kind from Anatolia, namely open cult cellas, stelai, baityloi, rock-cut cups and niches.Although suggestions are made concerning chronology, dating and use, if something was manmade or not, its use, cult-related or not etc., this paper gives importance to the documentation, it describes and shows in plans, drawings and photographs what could be seen there, before it was destroyed. It concludes with the village of Değle / Deyle / Deghile standing within monastic ruins. The new ground plan of this group of structures shows it formed one large East Roman (Byzantine) monastery. A chamosorion with a relief in Değle is described in some detail.In concluding, this paper presents new overall connections in terms of a larger scale of “town planning”. It provides both previously unpublished and more plans of architecture, ground plans, elevations, sketches, perspectives and reconstructions, providing an explanation of construction. The then current (ca. 1995) state of preservation is shown. It provides new plans of the rock cult site, and the new finds in particular of rock-cut features. The technique of drawing employed was a free-hand drawing laid over the construction, adequate for decaying walls and rock formations.
Özet
Orta Anadolu’nun güneyinde bir yer olan Binbirkilise 19. yüzyıl sonlarında Gertrude Bell tarafından ziyaret edilmiş ve tanıtılmıştır. Burada geç Hitit devleti Tarhuntasa’nın ana ibadet yeri ve göze çarpan Doğu Roma (Bizans) kiliseleri ve manastırları bulunmaktaydı. Volkanik dağın zirvesindeki bu yer günümüzde kısmen tahrip edilerek askeri bir yerleşme tarafından ulaşılmaz bir hale getirilmeden önce, yazar burayı çeşitli kereler ziyaret etmiş, yüzey araştırmaları yapmış ve planlar çıkarmıştır. Makalede, bu çalışmanın sonucu olarak edinilen yeni bulgular tanıtılmaktadır.Yanardağın zirvesinde şunlar tanımlanmıştır: a) Zemin planda Doğu Roma (Bizans) kiliseleri ve yak. 1995 yılındaki yüksekliği; b) Zirvedeki özel kaya oluşumları çizimlerde kaydedilmiştir. Böylece eski Anadolu kaya kült alanının bölümleri tanımlanabilmiş ve yazıtlarla bağlantısı kurulabilmiştir. Bell ve daha sonraki ziyaretçiler bunu atlamış ve sonucunda da hatalar yapmışlardır. Burada hem doğal kaya oluşumlarından hem de geç Hitit yontma taşlarından oluşan iki odalı açık bir kült cella’sı vardı; c) Kilisenin güneyinde, kısmen yontulmuş yuvarlak bir taş, baitylos izlenimi uyandırmaktadır. Nişler için Assos’tan erken döneme ait Yunanca bir yazıtı da olan bir benzer bir örnek gösterilmekte ve tartışılmaktadır; d) Yazar, Üçkuyu köyünden itibaren doğrudan kuzey-güney istikametinde 2271 m yükseklikteki zirveye ve eski üsse doğru yukarı çıkan eski bir yoldan izler bulmuştur. Yukarı tırmanan yolun belirtileri ve yol izleri görülebilmektedir. Zirvede, ‘üssün’ olduğu platoda ve yukarı giden yolda, çok sayıda değişik niteliklere sahip kaya oymaları tanımlanmıştır. Bunlar, Anadolu’da bulunmuş olan, açık kült cella’ları, steller, baitylos’lar, kayaya oyulu kaplar ve nişler gibi diğer yayımlı buluntularla karşılaştırılmıştır.Kronoloji, tarihleme ve kullanımı ile ilgili, bir şeyin el yapımı olup olmadığı ya da kült içerikli olup olmadığı vb. konularda çeşitli öneriler yapılsa da, bu makale belgelemeye önem vermekte, tahrip edilmeden önce orada ne görülebildiği konusunda tanımlar yapmakta, bunu planlar, çizimler ve fotoğraflarla göstermektedir. Makale manastır kalıntılarıyla ayakta duran Değle / Deyle / Deghile köyüyle sonlanmaktadır. Bu yapı grubunun yeni bir zemin planı orada büyük bir Doğu Roma (Bizans) manastırının olduğunu göstermektedir. Değle’de, kabartmalı bir khamosorion bazı detaylarıyla tanımlanmaktadır.Sonuç olarak, bu makale geniş ölçekli bir ‘kent planlamacılığı” bakımından yeni ve kapsamlı bağlantılar sunmaktadır. Makalede daha önce yayımlanmamış olan, daha fazla sayıda mimari plan, zemin planları, yükseltiler, krokiler, perspektif çizimleri ve de açıklamalı yapı rekonstrüksiyonları sunulmaktadır. O zamanki (yak. 1995 yılı) mevcut korunma durumu gösterilmektedir. Makalede kaya kült alanının yeni planları ile kayadan oyma özellikler taşıyan yeni buluntular sunulmaktadır. Kullanılan çizim tekniği yıkık duvarlar ve kaya oluşumları için yeterli olacak şekilde, yapının planına bağlı olarak yapılan serbest el çizimidir.Yazar bu rapor hakkında canlı bir tartışma beklemektedir.