Journals / Gephyra / 2018 /

Behind every Greek signature there is not necessarily a Greek. Pseudonyms of visual artists in ancient Italy

Her Yunanca Sanatçı İmzasının Ardında bir Yunanlı Beklenemez. Antik İtalya’nın Sanatçı İmzalarındaki Takma İsimler (pseudonym’ler)

Journal
Gephyra
Pages
205–227
DOI
—

Abstract

Because the vast majority of visual artists signed in Greek especially in the late republic as well as in the early and middle imperial period in central and northern Italy, it is considered as communis opinio in modern research that this is a sign for their ethnic origin. However, the fact that, at least in Italy, Greek names and cognomina of slaves and freedmen do not always indicate their region of birth, urges us to be cautious. Furthermore, there are numerous testimonies demonstrating that it was common in some professional groups (e.g. athletes, gladiators, charioteers, doctors and stage artists) to acquire Latin or Greek pseudonyms. The reason for this is that one wanted to join a long and positively connoted tradition.The same should apply to visual artists. In this respect, it has already been noticed in research for a long time that younger representatives apparently occupied the name of a famous predecessor in some cases. The name can by all means indicate also family relationships, but this is not always convincing in each case due to dating back hundreds of years. The choice of pseudonyms can be illustrated by three examples from the imperial period (two grave inscriptions and one donor inscription). The reason for the adoption of the pseudonym might lie in the art form, the theme or the style which their role models represented. But not only the names of well-known representatives could be chosen; apparently a fictitious Greek name and/or a signature in this language were sufficient as a positive statement of advertising character. This can apply not only to sculpture, but can also be applied to toreutics and stone cutting. These are the genres in which many famous names survived in the art-historical literature of antiquity. Accordingly, there are no Greek mosaicist signatures from central and northern Italy - with the exception of two justifiable cases- because, apart from one exception, apparently no representatives of this technique were mentioned in an¬cient art history. The surprising conclusion in view of this situation is that every Greek signature does not necessarily stand for a Greek. Regrettably, it is not possible to differentiate certainly if the mentioning of the artist indicates his homeland or not. In the meanwhile, there has been a comparable phenomenon with some Italian painter signatures since the early modern period, implying that there has been continuity in this phenomenon. However, the problem of pseudonyms can be more easily solved here, since the situation of the historical sources is incomparably more favorable.

Özet

Orta ve Kuzey İtalya’da özellikle Roma Cumhuriyet Dönemi’nin sonlarında ve aynı zamanda İmparatorluk Dönemi’nin başlarında ve ortalarında sanatçıların birçoğu eserlerini Yunan dilinde imzaladıkları için bu durumun sanatçının etnik kökenini gösteren bir işaret olduğu düşüncesi bilim dünyasında bugüne kadar ortak bir kanaat (communis opinio) olarak algılanmıştır. Fakat en azından İtalya’da kölelerin ve azatlıların Yunan isimleri ve lakaplarının (cognomina) onların doğum yerlerini istisnasız olarak göstermediği gerçeği dikkatli olmamızı gerektirmektedir. Ayırca çok sayıda belge bazı meslek gruplarında (örneğin atletler, gladyatörler, at arabası sürücüleri, doktorlar ve sahne sanatçıları) Latince ve Yunanca takma isim (pseudonim) kullanılmasının olağan bir durum olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni ise uzun ve pozitif anlam taşıyan bir geleneğe dahil olma isteğidir. Aynısı sanatçılar için de geçerli olmalıdır. Bu bağlamda bilim dünyasında uzun süredir farkedilen bir gerçek vardır ki, o da, bazı kereler ünlü birisinin taşıdığı bir takma ismin sonraki taşıyıcısı tarafından açıkça üstlenilmiş olmasıdır. İsim tabi ki akraba bağlarının bir göstergesi de olabilir, fakat bu yüzyıllarca geriye giden alıntılar her örnekte ikna edici değildir. İmparatorluk Dönemi’ne ait üç örnek yazıt (iki mezar ve bir bağış yazıtı) sayesinde takma isim seçimine açıklık getirilebilir. Takma ismin alınmasının nedenleri, örnek aldıkları kişilerin temsil ettikleri (rol model oldukları) sanat türünde, sanat konusunda veya sanatsal stilde yatıyor olmalıdır. Ama sadece ünlü temsilcilerin isimleri seçilmiyordu; görünüşe göre hayali bir Yunan ismi ve/veya bu dildeki bir imza reklam karakterli pozitif bir ifade olarak yeterliydi. Bu durum sadece heykeltıraşlık sanatı için değil, özelikle metal ve taş işleme sanatları için de geçerlidir; bu sanatlar Antikçağ’ın sanatla ilgili tarihi bibliyografyası aracılığıyla günümüze birçok ünlü ismin ulaştığı sanat alanlarıdır. Bu söylenenlere uygun olarak, Orta ve Kuzey İtalya’da -iki gerekçelendirilmiş örnek haricinde- bir mozaik sanatçısına ait hiç Yunanca imza bulunmamaktadır. Çünkü antik sanat tarihinde -bir istisna hariç- bu tekniğin hiçbir temsilcisi adlandırılmamaktadır. Bu durumdan çıkan şaşırtıcı sonuç ise, her Yunanca imzanın ardında bir Yunan’ın olmasının gerekmediğidir. Sanatçı isimlerine bakarak, bir sanatçının adının ne zaman o kişinin memleketine yönelik bir gösterge olduğu veya ne zaman olmadığı maalesef kesin olarak söylenememektedir. Ayrıca Yeniçağ’ın erken dönemlerinden beri benzer bir durum İtalya’da bazı ressam imzalarında da gözlemlenmektedir. Bu da bu olguda bir süreklilik olduğuna işaret etmektedir. Tabi Yeniçağ için tarihi kaynak durumu çok daha iyi olduğundan takma isim (pseudonym) konusuyla ilgili sorunlar daha kolay çözülebilmektedir.

Keywords: sanatçı imzaları, takma isimler, pseudonimler, lakaplar, cognomina, meslekler